Neler Yeni

Re: ÜSTADLAR ANLATIYOR

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
Re: DENİZLİ DEN MERHUM DOLAPÇI USTASI ENSELİ HÜSEYİN
gönderen Murat Eralp » 21 Mar 2012 11:52

Gerçekten çok güzel bizede bu amca gibi uzun yıllar ve yürek sevgisiyle beslemek nasip olur inşallah






Murat bey mesajınızı silen yok yazmış olduğunuz mesaj burda konuları karıştırdınız sanırım.
 

Murat Eralp

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Kas 2008
Mesajlar
210
Puanları
0
Yaş
46
Ad Soyad
Murat Eralp
Meslek
memur
İkametgah
Isparta
Yetiştirdiğim Irk
Dolapçı
Allah allah ben baktımda görmedim umut
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
Murat Eralp' Alıntı:
Allah allah ben baktımda görmedim umut

Murat bey yazdığınız yazı burada değil Denizliden merhum Dolapçı ustası enseli hüseyin başlıklı konu da....Burada yazıpta yazınız silinmedi yani, bunun içinde bi sebep yok zaten...
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
Denizli Sarayköy'den Dönek ustası Mehmet Ali EROĞLU, bizden Denizli dolapçısı istedi... Bu dolapçıları Ayvalık'lı Eski ustalardan MERAL amca ve damadına götüreceğini söyledi... Biz de dernek olarak bir çift dolapçı temin ettik ve dolapçıları teslim etmek ve Ayvalık'lı dönek yetiştiricilerini ziyaret etmek için Ayvalık’a gittik... Ziyaretimiz sırasında 76 yaşındaki güvercin yetiştiricisi ustamızı ziyaret ettik ve kendisi ile çok güzel bir sohbet ettik. Bu sohbetin bir kısmını aşağıda bulabilirsiniz…



Namık Bey’in kuşlarına bir pırıltı verirsin…
Zannedersin kuş kafana vuracak…
Doğruca sana doğru gelirdi… Kümese doğru gelirdi…
Hayri ÜN: O dönemde Denizli’den kuş geldi mi?

Meral Amca: Denizli’den buraya çok kuş geldi… Benim rahmetli oğlum bile Denizli’ye gitti, kuş getirdi…


Hayri ÜN: Tahir ağanın kaplanlarının uçuşlarını bir daha tarif eder misin? Kuşlar batıyor muydu, yani sarkıyor muydu?

Meral Amca: Tahir Ağanın kuşlarının dönüşü gevşekti… Bizim istediğimiz bir dönüş değildi… sonra kuşlar kalb idi… Uçmazlardı… Gider bir yere konar, gelmezlerdi… Büyük tekerlek yapıyordu… Ama gevşek yapardı… Buraya pırıltı gösterirsin o olduğu yere döner… Oraya gider…

Meral Amca: Benim bahsettiğim Namık Bey’in kuşlarına bir pırıltı verirsin… Zannedersin kuş kafana vuracak… Doğruca sana doğru gelirdi… Kümese doğru gelirdi… Namık Bey’in kuşları Tahir Ağa’nın kaplanlarının dönüşlerini topladı… Kuşları dönüşe hakim oldular… Kuşlar kendine hakim… Kuşlar istediğimiz gibi gelmeye başladılar… Bazı kuşlar var, pırıltıyı gösteriyorsun… oraya, şuraya gider, ya da aşağıya gider, sarkar… İyi kuş böyle yüzüne gelecek…
 

Ekli dosyalar

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
CAFER ÖZMEN
(EMEKLİ KOMSER)
DENİZLİ 1950





Adım Cafer Özmen, 1950 yılında Denizli'nin Çivril ilçesinde doğdum. Emniyet Teşkilatı'nda Başkomiser olarak görev yaptım. Şimdi emekliyim. Rahmetli dedem ve babam gibi bende Dolapçı yetiştirdim. Babam 1938 yılında güvercin yetiştirmeyi bıraktığı halde kümesi bahçemizde boş dururdu. Çocukluğumda bende aynı kümeste güvercin beslemeye başladım. O günlerden beri Dolapçı ırkına ilgim devam etmektedir.

Dolapçı ırkını şeklen tarif etmem gerekirse kısa bacaklı, geniş omuzlu, çukur belli, yılan kafalı, pembemsi beyaz ve grimsi beyaz gözlü bir ırk olarak anlatabilirim. Bacaklarında çok çok ince içten tozluk olabilir, kuyruk telekleri tam ortadan ayrık gibi durabilir. Kuyrukta en ortadaki teleğin iki yana ayrıldığı veya teleğin ortasından yukarıya doğru çıkma yaptığı kuşlar beğenilir. Bu işaretler olumlu değerlendirilir. Arka fes tepeliler nadirdir ve değerlidir. Kuyruküstü bizim kuşlarımızda istenmez. Kuyruk modeli kavisli yani marula benzer olanlar dahada beğenilir.

Oyun olarak Dolapçılarda külah tipi, göğüs tipi ve karşıya yani yere paralel oyun tipleri beğenilir. Dolapçıda dolap yani dönüş stili dardır. Geniş olanları Selanik adıyla bildiğimiz kuşlarla kırmadan elde edilmiştir diye bilinir. Kırma kuşlardan uzun oyunlu çıkarmak kolaydır fakat en başta sadakat özelliğinin zarar görmesi kaçınılmazdır. Bizim kendi kuşlarımızdan kan takibi yapılarak uzun oyunlu kuşlar çıkarmak mümkündür. Geçmişte kırmacılıkta Selanikler kullanılmıştır. Bu kuşlar uzun dönerlerdi, her kuş gördüğü yere oynarlardı. Uçkunluğa dayanmazlardı. Dönüş sersemliğiyle indiği yerden onları yakalamak mümkündü. Eşleriyle uçurulduklarında mutlaka oturma yaparlardı. Dolapçı kesinlikle oturma yapmaz. Selanikler zamanla kayboldular ama maalesef bazı kuşçularda onların kanından eser taşıyan kuşlar olabilir. Böyle kuşlar havada bilinebilirler. Irkın saflığını korumak için bu kanı taşıyan kuşların üretilmemesi veya Dolapçı adıyla dağıtılmaması gerekir.

Dolapçı ırkının yetiştirildiği Denizli, Isparta ve Burdur gibi illerimizde çok sayıda üstün soylar olduğu için geleceğe yönelik bir tehlike olduğunu düşünmüyorum. Denizli'yi biliyorsunda Isparta'yı ve Burdur'u nereden biliyorsun sorusu aklınıza gelebilir. Şansımdan görev yerlerimden biri Isparta ilimizdi. Isparta Sanayi Karakolu'nda 1983 yılından 1986 yılına kadar görev yaptım. İlk gidişimde Isparta Sanayi Kooperatifini yaptırmakta olan güzel insan Tevfik bey ile tanıştım. Birlikte karakola yakın bir yerde içine yüzlerce güvercin alabilecek büyüklükte bir kümes yaptık. Isparta'lı yetiştirici arkadaşlara çok sayıda üstün performanslı Dolapçı izlettim. Yaklaşık 20-25m. oynayarak gelen kuşlarım vardı. Bu kuşlarımdan iki arap erkeğe 180 lira vermişlerdi satmadım ve daha sonra tayinim Rize'ye çıktığında eşyalarımın nakliyesine 176 lira ödemiştim. Değerlendirmeyi yapmanız için rakamları verdim.

O dönemde Denizli soylarına ilgi biraz daha arttı. Özellikle Isparta'lı Kasap Yakup ve Soğuk Demirci Mustafa Denizli'de Dolapçı bırakmadılar diyebilirim. Sadece bu iki arkadaş yaklaşık 3000 civarında Dolapçı'yı Denizli'den getirdiler. Daha sonra Isparta SSK Hastanesinde Ayniyat Saymanı olan ve Sigortacı İsmail namıyla tanınan arkadaşımızda çok sayıda Dolapçı'yı Isparta'ya taşıdı. Birde Isparta Seyahat firmasının kurucularından olan Horozcu Selahattin namıyla tanınan bir arkadaşımız vardı. Bu arkadaşımızın horoz dövüşleri için organize ettiği bir yeri mevcuttu. Buradaki kafeslerde haftada yaklaşık 400-500 Dolapçı Denizli'den getirilerek satılmaya başlandı. Satılan kuşların büyük çoğunluğu Atabey ve Kuleönü merkezlerine giderdi. Buralarda halen güzel kuşlar yetiştirildiğini biliyorum.

Burdur'da ise o dönemde Denizli'den zorunlu ikamete tabi olan Ö.A'nın kuşları vardı. Bu sebeple o bölgeyide bilirim. Bence o dönemin sorunu artan Dolapçı ilgisiyle beraber başka bölgelerden getirilen Selaniklerin benzerliği sebebiyle bizim kuşlarımızla kırılmasıydı. O dönemde bilinçsizlikten dolayı bazı sıkıntılar yaşandı. Fakat Selanik adı verilen kuşlar havada bizim kuşlarımızdan ayrılabildiği için ayıklandıklarını düşünüyorum.Denizli'ye geri dönecek olursak o yıllarda gittikçe artan Dönek merakı sebebiyle Dolapçı eski liderliğini kaybetmeye başlamıştı. Bu sadece Dönek-Dolapçı konusu değildi. Mesela İstanbul Bangosu bizim Yerli Azmanlarımızdan dahada öne çıkmıştı. Nedense dışarıdan gelen ırklara karşı bir ilgi başlamıştı. Maddiyatın etkisi olduğunu düşünüyorum. Aklımda kalan rakamlarla söyleyeyim; bir çift Denizli Azmanı 15-20 lira iken bir çift İstanbul Bangosu 250 lira idi. Haliyle yetiştiriciler yerli ırklarını yavaş yavaş terk ederek başka ırklara kayıyorlardı. Böylece yerli ırkların yetiştiricileri azalıyor asıl meraklılar süzmece kalıyordu. Bu durumun aslında olumlu bir yanıda vardır. Asıl meraklının elindeki kuşlar maddi değeri reddettiği için kanlar saf olarak tutulabiliyordu. Fakat maalesef sayıları oldukça azalıyordu. Maziye dönüp baktığım zaman şans ve şanssızlığın birarada yürüdüğünü görüyorum.

Maziden bahsetmeye devam edeyim. Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda Balıkesir bölgesinden Kelebek gelir Dolapçı gönderilirdi. İzmir'e de Dolapçı götürüldüğünü bilirim. Buna keza komşu illerimizede Dolapçı geçişleri olurdu. Özellikle 1970-75 döneminde ulaşımın kolaylaşması transferleri arttırdı. Bugün hem geliyor hemde gidiyorlar. Çok daha eskilerden bahsetmek isterim. Kurtuluş Savaşı döneminde yunan askeri Denizli'ye girememiş. İzmir'in işgali üzerine Menderes nehri tutulmuş, çok sağlam müdaafa hatları kurulmuş. Milli Mücadele yani Kuvayi Milliye ilk defa Denizli'de yapılanmış. Böylece yunanlı kuzeye, benim doğup büyüdüğüm yer olan Çivril ilçesine kaymış. Çivril ilçesi Denizli il merkezinin 100km. kuzeyindedir. Sakarya Muharebesi'nin kazanılmasıyla yunan askeri geri çekilmeye başlamış. Bizim oralarda muharebe olmamış. Dedemden ve babamdan duyduğuma göre yunanlılar çekilirken güvercinlerimizi ve bazı bitkilerimizi toplayıp götürmüşler. Buna benzer başka olayların yaşandığını biliyorum.

Belki Denizli'li arkadaşlar kuşlarımı kimden temin ettiğimi merak edeceklerdir. 12-13 yaşımdayken Kayalık mahallesinde Salim Amca'ya giderdim. O dönemde Salim amca 60 yaşının üzerindeydi. Farklı özellikleri nedeniyle onu hiç unutmuyorum. Bir ayağı aksaktı, boynu eğri dururdu gökyüzüne bakamazdı. Yere koyduğu büyük çinko kaplı bir leğeni ziftle kaplamış içine su doldurmuş büyük bir ayna haline getirmişti. Uçan kuşlarını bu leğenin içine bakarak takip ederdi. Muazzam performansa sahip güzel kuşları vardı. Arka tepeliler bir başka güzeldi. Üç ayrı kümeste Dolapçı, Azman ve Dönek yetiştiriyordu. Uçuracağı kuşun ismini söyler veya kısa sopasıyla işaret ederdi. Kuş birden havalanırdı. Tam bir yetiştiriciydi. Kuşlarımın tamamının soyu onun kuşlarına dayanıyordu. Bu soyu yıllarca muhafaza edebildim.

Geçmişte yetiştiriciler arasında yapılan iddialaşmalardan bahsedeyim. Dolapçısına güvenen seçtiği kuşunu rakip kümese getirir kapılar açıkken içeriye bırakırdı. Kuşun kümes içinde hiçbir yere konmadan derhal çıkıp evine gitmesi gerekirdi. Eğer içeride herhangi bir yere konarsa hemen kapı kapatılırdı. O kuş o kümeste kalmış demekti. Ayrıca kaybeden taraf kazanan kişinin kümesten seçeceği bir kuşu daha vermek zorundaydı.

Birde gelicilik yarışmaları yapılırdı. Yarışmaya kaç kişi girecekse eşit sayılardan takımlar oluşturulurdu. Takımlar ortak bir merkezden salınır evine dönemeyen yada geç giden kuşların sahipleri önceden belirlenen cezaya katlanırdı. Bu çekişmeler tatlı sert bir havada geçerdi. Sohbet için bir yerde toplanılacaksa kimse eli boş gitmez maddi duruma göre yiyecekler getirilir ve birlikte muhabbetler yapılırdı. Misafiri olunan kişinin kümesine girmek ayıp sayılırdı eğer girilmesi gerekiyorsa mutlaka izin alınırdı. O yıllarda gözde kuşlara soy takibi için camdan yapılma "Diligoz" adı verilen has boncuklar takılırdı. Bu boncuklar yavru tüylenmeye başlamadan önce bileğe geçirilen özel işaretlerdi, her rengi olurdu. Kaleiçi çarşısındaki imalatçısından 5 tanesini 2,5 kuruşa alırdık.

Artık devir değişti. Soy takibi için numaralı özel künyeler kullanılıyor. Programlı performans yarışmaları yapılıyor. Kuşlar şehirlerarası değil ülkelerarası yer değiştiriyor. Bilgiler anında biryerden başka biryere ulaştırılıyor. Denizli Güvercin Evi Derneği'ne bu imkanları kullanmaya çalışan bir dernek olduğu için üye oldum. Başta ırkların saflığının korunması ve güvercin kültürümüzün tanıtılması olmak üzere tüm çalışmalarınızda başarılar dilerim.
 

Ekli dosyalar

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
DOLAPÇI YETİŞTİRİCİSİ BARDAKÇI NURİ İLE YAPILAN SOHBET

Niyazi Ertürk - Hayri Ün - Ertan Cahit Ergin

Niyazi Ertürk – Nuri Ustam zamanında güvercin alıp-satmışlığın var. Bize o tarihlerden biraz bahsedebilir misin?

Nuri Usta – 1977 yılında Emsan’a girdim ben. 1978 de çok kuş alıyordum. 2 kümes 3 kümes bir gecede. Aylığı aldım mı zaten kuruş para kalmıyordu. Hep kümes alıyordum. Yardımcım da İnekçi Paşaydı bizim. Param yetmezdi o takviye ederdi. Aylık yetmezdi o takviye ederdi. Büyük bir salmam vardı. Her Pazar gelmezlerdi de 15 günde bir mutlaka gelirlerdi. Isparta’ya verdiğim kuşun sayısı yok, sayısız yani.

N.E. – Sayısız olur mu canım. 1000–1500 ne kadardır toplam?

Nuri Usta – Sayısız yani. Bazı haftalar 75 bazılarında 50. Yani 30 dan aşağı düşmezdi. Yani bak şimdi diyorum toptan kümes alıyorum. Kırmızı oluyordu, Karaçil oluyordu, Arap oluyordu. Zaten daha önce o yıllardan önce ben 15 yaşındayken ordan zaten o adamlar çok yaşlıydı yani buradan arkadaşım Önder, onun, benim, mahallede ne kadar arap-çil varsa beşeryüz liraya sattık.

N.E. – O zamanlar ne kadardı kuşların fiyatları?

Nuri Usta – Kendi aramızda en iyilerini biz 3 lira 5 liraya alıp veriyorduk tanesine. Beşeryüz liraya götürdüler iyilerini. Bende bir çift arap dişiyle karaçil erkek vardı adam istedi vermeyecem dedim de ne kadar yalvardı.

Ertan Cahit Ergin – Sen yaklaşık 1000-1500 civarında kuş sattın galiba.

Nuri Usta – Şimdi 1000-1500 diyemem de Ertan inan sayısını bilemem.

E.C.E – Yani her hafta 30 tane 50 tane deyince aşağı yukarı öyle bir sayı çıkıyor.

Nuri Usta – Ben Emsan’da 3 sene çalıştım. 3 sene boyunca kuş alıp sattım. Mesela kümes olarak buradan diyorum ki 2 lira 2,5 liraya tanesi alıyorduk. Bazı iyi kuşlar oluyordu içlerinde. En fazla 3 liraya alıyordum 5 liraya kuş almazdım. Ama 7,5-10 liradan Isparta’nın benden taşıdığı kuşun sayısını bilmiyorum.

Hayri Ün – O arabı demin bahsettiğin hemen istediklerinde mi verdin birkaç hafta gelip gittiler mi ?

Nuri Usta – Hayır. O adam zaten devamlı gelip gidiyordu bize. Şu anda adını hatırlamıyorum. Yani kendimiz delikanlıydık daha. Yerde alıp gökte yiyorduk.

H.Ü – Peki o arabı istediği zaman verdin mi sen?

Nuri Usta – Adam benim oraya gelmeden önce mahalledekileri topladı. 3-4 tane çok güzel karaçiller aldı. Bunun orda da var dediler benim için. Bardakçının orda da var dediler. Ben söylemedim. İyi para olunca onlar beşeryüz liraya sattılar tanesini. Adam bendekileri görünce keşke daha önce sana gelseydik dedi. Baktı yuvada simsiyah yavrular var çil olacak. Hatta bir tanesinin burnunun üstünde bir tane noktası belliydi yani. Erkek-dişi olurken Karaçil oluyorlardı. Velhasıl vermeyecem vermeyecem derken verdik.-

H.Ü – Peki o kuşların dönüşleri nasıldı?

Nuri Usta – Eski Araplar Çiller dolabıyla memnun ederdi.

H.Ü. – Boy pos nasıldı?

Nuri Usta – Ya boy pos derken kuşun sağlığına bakar ya. Nasıl diyeyim küçüktür ama yavrudan kelepir yemlenmiştir. Anladın mı demek istediğimi?

H.Ü. – Denizliden başka yerlerde eski kuşların daha iri oldukları söylenir de o açıdan sordum.

Nuri Usta – Kuş yavrudan erken atlarsa yeme, yanık kalır. Hep bahçeli evlerde besliyorduk bina mı vardı. Hayvanlar toprakta büyüyorlardı. Yani nasıl diyeyim daha küçükken mesela kaz yumurtası büyüklüğündeyken atlıyorlardı yuvadan. Küçükten böyle yerde olur olmaz derken sonunda ne kadar irileşse de sağlıklı büyüyenler kadar olmuyordu.

H.Ü. Sağlıklı büyüyenleri nasıldı?

Nuri Usta – Öyle kartal gibi iri Araplar çiller azdı yani.

H.Ü. – Sattığın kuşlar nasıldı?

Nuri Usta – Arap dişi saz gibiydi benim. Adam zaten döndü döndü illa götürcem dedi. Abi bunlar satılık değil bak yuvada yavruları var dedim. Döndü döndü götürcem dedi. Ben dedim nazarı değer kuşlar ölüverir, al dedim. Ben de iyi para istedim al parasını deyince de kuşları verdim.

H.Ü. – Peki bunlar boşa dönüş yaparmıydı sadece bağlama dönüşü mü yapardı ?

Nuri Usta – Benim verdiğim Karaçil Erkek Dolapçı olarak çok güzeldi. Böyle burnunun üstüne üstüne oynar gelirdi. Ama arap dişi çay tabağı gibi tatlı dolap alır gelirdi.

H.Ü. – Peki Kökenlerini biliyor musun ?

Nuri Usta – O zamanlar cizik cizik yavruyken tuttuydum bu kuşları. Ama öyle hemen girmediler kümese. İkisi de indiklerinde baktılar baktılar beğenmeyip kalkı kalkıverdiler. O zaman kuş kalabalık bende. Bir sırıkladım mı 70-80 kuş kaldırırdım. Daha uçmasını doğru dürüst bilmiyordu bu kuşlar. Damdan 4 sefer kalktı Arap dişi mesela. Sonra aklıma geldi su gösterdim de öyle kümese kattıydım bunları.

H.Ü. – Ne kadar uçurdun sen onları ?

Nuri Usta – Bende ortalama 2 sene hizmet etmişlerdir.

H.Ü. – Oturma, takla tombalak durumları var mıydı?

Nuri Usta – Yok yok hiç yoktu. Bizim kuşlarımızda öyle şeyler yoktu yani. Çillerle Araplar beyazlar yangaplar vardı. Denizli’nin Karaçil ve Siyahlarını Isparta taşıdı o tarihlerde. 1977 yıllarında Isparta’ya çok kuş gitti. O adamlar ölmediyse inkâr etmezler.

N.E.- Peki Ustam senden başka Isparta taraflarına kuş satan var mıydı, bilirmisin?

Nuri Usta – Hasan Amcamız vardı rahmetli. Gocababuç Hasan derdik. O adam da çok kuş satardı. Tam detaylı bilemeyecem ama o tarihlerde Karaçil ve Arap çok kuş gönderildi. Ben 80’de askere gittim. 77 ile 80 arası ben çok kuş verdim. Askerden geldikten sonra azaldı yalnız.

H.Ü. – Duyduğumuz kadarıyla Denizli’den Isparta’ya kuş götürenler arasında Sigortacı İsmail isminde biri varmış. Tanır mısın? Sonra Kasap lakaplı ve Soğuk Demirci olarak bilinen kişiler hakkında bilgin var mı?

Nuri Usta – Şimdi bak Sigortacı İsmail dediğini ben Röntgenci İsmail diye bilirim. Hastanede röntgen işlerine bakıyordu. Bir samimiyetimiz de vardır. Benden 1-2 kuş götürdü. O da bir tane Hint Tavuğu getirdi. Şimdi eski evimiz olsa adam aradı belki bulamadı bir daha beni. O buraya kuş almaya gelmiş. Yardımcı olduk. Sonra benden kuş beğendi götür abi dedik para almadık, misafir ettik.

H.Ü – Geçenlerde Antalya’dan bir arkadaşla görüşmüştüm de o bir yer tarif ediyor bilebilecek misin. Sanayinin üst tarafı diyor veya Kaleiçinin üst tarafında 3 tane yan yana kümesi vardı diyor, arabacılık yapan birisi varmış. Karaçil ve Arapları vardı diyor. Biz ondan zamanında geldik çok kuş aldık diyor. Böyle birini hatırlıyor musun? Hatta biz de soruşturduk orada Arabacı Faik ve Faytoncu Baki diye birileri daha varmış kuş besleyen. Hapishanenin alt tarafında bir yerlerde galiba.

Nuri Usta – Hapishanenin altında Mustafa Abi vardı ama o arabacı değildi. O olabilirmi acaba.

H.Ü. – Arap çil mi beslerdi?

Nuri Usta – Başka kuş yoktu zaten onda. Onun Jipi vardı. Resmi bir yerde çalışıyordu yanılmıyorsam. Onu tam bilemiyorum da.

H.Ü. – Mustafa Ali Abi vardı bir de…

Nuri Usta – Mustafa Ali yukarıda besliyordu. Bizim Mustafa Ali Sırakapılarda besliyordu. Benim dediğim adam Cezaevinin alt tarafında besliyordu. O adamın çilleri de dışarı gitti. Hiçbir tanesi Denizli’de kalmadı. Nereye satıldığını bilemem. Mustafa Ali abinin çilleri de çok güzeldi.

H.Ü.- Peki arabacı olarak bildiğin birileri var mı?

Nuri Usta – Senin dediğin tamam. At arabası kullanırdı. O adamın da çok aşırı kuşu vardı. Bakırlının ordaydı evi Bakırlıya varmazdan girişte sanayinin üst tarafı oluyor orda Ahmet Abi vardı. Honazlı Ahmet derdik. At arabası vardı onun. Sonra döğüş horozuna döndürdü işi ve güvercinleri bıraktı. O adamda da çok iyi kuşlar vardı. Onda her renk kuş vardı ama siyah ve çiller daha çoktu. Adamda nazar boncuğu gibi çiller vardı.

H.Ü. – Duyduğumuz kadarıyla 85–86 yıllarında ondan da kuş alınmış.

Nuri Usta – O adam tahminim 88 de falan kuşçuluğu bıraktı.

H.Ü.- O yıllarda vefat ettiğin duyduk.

Nuri Usta – Çok oldu vefat edeli doğru.

H.Ü. – Sonrasında onun kuşlarının kalanları Bakırcılar çarşısında birine satılmış. Hatta bulabilirseniz o kişiden kuş alın diye tavsiye edildi.

Nuri Usta – O yıllarda Bakırcılar çarşısında Bakırcı Osman diye bir arkadaş vardı o almış olabilir. Yalnız o adam aldıysa ticareti için almıştır. Çünkü o adam Dönek beslerdi onda Dolapçı yoktu. Tahminim aldığı gibi satmıştır. Kuşlar tahmin ederim Denizli’de kalmıştır. Bakırcı Osman iyi para verenlere dağıtmıştır kuşları.

E.C.E. – Kel Lütfi’de varmış Arap ve çillerden.

Nuri Usta – Kel Lütfi’nin kuşları Denizli kuşu değil. Onları beraber alıp geldik. O kuşları Nazilli’den getirdik. O kuşlar 17 taneydi içinde bir tane çil vardı bizim Denizli’nin çok eski yerli kuşlarına benziyordu. Bugün en iyi Dönek denilen kuşlar gibi güzel dolabı vardı. Geç dolap alıyordu.

E.C.E. – Dolapçı mıydı bahsettiğin kuş. Yani Selanik denilenlerden falan olabilir mi?

Nuri Usta – O kuş Dolapçıydı ve hakiki tatlı dolabı vardı. Biz Dolapçı, Azman beslerdik. Burada Kepenek Şeref vardı Kiremitçi’de bizim akraba olur. Döneğin hakikisi o adamdaydı zamanında. Mesela birde Üzümcü vardı eskilerden, Dolapçı beslerdi, yuvada böyle yavrularını alıp gittin mi geri kaçıp gidiyordu. Gösterişli arap çilleri olduğunu biliriz. Rahmetlik oldular…

H.Ü. – Denizli kuşlarından mıydı bunlar?

Nuri Usta – Denizli kuşu tabi. O kuşlar çok azaldı. Onlar bizlerden çok yaşlı kuşçulardı biz son dönemlerinde gördük bu adamları. Mesela Koca Kılcı dediğimiz adam rahmetlik oldu. Oğlanları, torunları hep arkadaşımız. Adam anlatırdı böyle çay demler muhabbet ederken anlatırdı diyordu ki bunlar diyordu ekmek düşmanı yem düşmanı diyordu kuşlar için. Rahmetlik Üzümcü, Koca Kılcı’dan biraz daha yaşlıydı. Üzümcü’den diyordu iki tane çil yavru getirip geldim diyordu para almadı benden götür git dedi diyordu. Yavrulara baktım babasından yem alıp duruyorlar. Kanatlarını bunların 20 gün falan salma demiş. O da getirmiş kanatlarını iple bağlamış o zaman bant falan mı var. Yavrular 2-3 saat durmuş sonra çözüvermiş ipini. Bir bakmışlar damdalar. Bir daha yere inmemiş yavrular. Bir o gün akşam gitmiş kümesine girmiş. Biri ertesi gün sabah kümes açılmadan orda bekliyormuş. Koca Kılcı, faytonla geçerken bir bakıyor yavru kümesinin üstünde. Zaten o tahmin etmiş. Hemen durdurmuş faytonu Üzümcü Rahmetliğe demiş böyle böyle diye. Yavrular kaçtı buraya gelmişler diye. Üzümcü Sen dün gelmedin ya demiş ona. Biri dün geldi bunun demiş. Biri bugün geldi demiş. Tamam, ben gördüm ondan geldim zaten demiş.

N.E.- Sen şimdi Sigortacıyla bir alış-verişimiz oldu diyorsun…

Nuri Usta – Şimdi İsmail beni bilir fotoğrafımı görürse. Onunla biz dost alış-verişi yaptık para önemli değildi yani. Sağolsun o bana hint tavuğu getirdi.

N.E. – Sigortacı İsmail’le Plakacı Nihat’ta tanışırlarmış.

Nuri Usta – Biz Röntgenci İsmail diye biliriz. Sigortada röntgen işlerini yapıyordu. Adam buraya gelmiş kuş almaya o tarihlerde. Çok aşırı zaman olmadı. Beni bulamamış. Ben ona hatta Kırmızı Akbaşlardan verecektim nasip olmadı. Yeni evi bilse belki yine gelirdi yani. İyi bir arkadaştı. İlk geldiğinde mesela açtım kümesi beğendiğini al dedim. O zaman Arap Çil Beyaz Yangap Dolapçılar, Azman, Dönekler vardı. Çiller 1982 den sonra epey azaldı zaten. Külahçı Ahmet vardı rahmetlik onda kaldı. O kuşlar çok az kişide kaldı. Zaten bizim 1 tane 2 tane olanları önceden topladılar.

H.Ü – Peki gelenlerden isimlerini hatırladığın başkaları var mı? Mesela lakaplarını falan hatırlamıyor musun? Kasap diye veya Soğuk Demirci diye isimler geçiyor.

Nuri Usta – Şimdi onları bilsem. O adamlar epey yaşlıydı o tarihlerde. Ben 50 yaşındayım şimdi. Her memlekete kuş gitti Denizli’den. Bazen alıp geldiğimiz kuşlarda oldu. Kel Lütfi’yle beraber gittik o yıllarda Nazilli’den 17 tane kuş aldık.

E.C.E – Ama Abi o kuşlar Dolapçı mıydı değil miydi o önemli. Senin dediklerin Dönek bazlı kuşlar olmasın?

Nuri Usta – Bak şimdi yanlış söylüyorsun. Yani Beyazlar, Sarı Yangaplar, Gök Yangaplar oluyordu. Anladın mı?

E.C.E. – Şimdilerde epey azaldı dediğin kuşlardan…

Nuri Usta – Ya şimdi sürüde 1–2 tane. Yani şimdi bakıyordun adamda 50 tane Beyaz Yangap var ya hiç yok ya da 1–2 tane çıkıyor o kuşlar gibisi. Şer karıştı. Kaybolup 1 hafta gelmeyenler olurdu. Çok aşırı kar yağardı. Şimdi kar mı yağıyor. Şimdikinler yem düşmanı. Bir de biz o zaman bende mesela çok iyi bir kuş var bu arkadaştakiyle bir araya getirip eşlemedik. Bir de düşmanlık vardı o zaman. Şimdi Denizli’nin Karaçilleri Siyahları 76 larda 80 lerde aşağı yukarı bugünküler gibiydi. Daha çok buruncuydu o kuşlar.

H.Ü. – Üzümcü’nün kuşları da aynı mıydı?

Nuri Usta – Üzümcü’nün kuşları gibi dünyada yoktu. Yani hem kuştu hem de zeka vardı kuşlarda.

E.C.E. – Soğancı’yı bilirmisin?

Nuri Usta – Soğancı karışım kuş beslerdi. Aklına ne tür kuş gelirse bulurdun orda. Soğancı’da da safkan kuşlar vardı. Kuşlar sürekli dışarıda olurdu.

H.Ü. – Kayalık Mahallesinin orada tek katlı bir evin üstünde yaşlı bir adam varmış. Bizim Komiser anlatmıştı da. Hatta kafasını yukarıya kaldıramadığından bir tepsinin içini siyaha boyayıp ayna gibi yapmış ve kuşlarını öyle seyredermiş uçarlarken.

Nuri Usta – O adamı tanımıyorum da şöyle diyeyim onun dediği yere yakın Kayalık Camisinin altında ahşap evde besliyordu. Hatta oğlu doktordu. Ali İhsan Civaneri. Askeri doktordu. Benim annem felç geçirmişti sağolsun o zaman tedavisinde çok faydasını görmüştük. Evimize geldiğinde kuşları görünce bunlar benim babamda da var diyerek samimi olmuştuk. Tahmin ediyorum benim dediğim doktorun babası olması lazım. Yüzde yüz diyemem. Bir de oraya yakın Arabacı Hacı vardı. Sami’nin alt tarafında iki katlı ahşap evi vardı. Darı bahçesinin içindeydi kuşları. Çok kalabalık kuş uçururdu. Eskiden daha iyi kuşlar vardı ve kalabalık uçurulurdu.

N.E. – Peki bizim Ertan nasıl kuş uçuruyor?

Nuri Usta – Ertan mahallenin neşesi. Onun gibi herkes sökgün kuş uçurmaya cesaret edemiyor. O olmazsa bazı kuşçular kuşçuluğu bırakacak. Şimdi bazı kuşçular geldi geçti. Bizim de zamanımız geldi. Bugün ne olup kalacağımızı Allah bilir. Rahmetlik Dönekçi Cafer’in babası vardı. Ben buralara kuş almaya gelirdim çoğu bana kırık kuş satardı. Bilinmeyen kuş satardı. Çocuğuz bilmiyoruz. 9 yaşındaydım o zaman. Rahmetlik Caferin babası bana 6 tane kuş verdi. Dışarı çıktım adam çağırdı beni. Bundan sonra kuş almaya buraya geleceksin dedi. 15 gün sonra bir daha param oldu. Oraya gittim. Yalan olmasın 10-12 tane kuş verdi adam. Yani 10 lira gibi bir para eder. Paran var mı dedi. Çok param yok dedim. Bunların hepsi dedi şu kadar para dedi. Ben dedim ertesi gün geleyim. Tamam oğlum al git dedi. Yalnız dedi kimsenin oralardan sakın kuş çalma şöyle olur böyle olur dedi. Ben dedim param oldu mu alırım. Adamın dediği bana dokundu. Çalma sakın dediği bana dokundu. Benim sahipsiz olduğumu düşünmesin diye bir daha gittiğimde dedemi de götürdüm. Dedemle gittik çay kahve içtik. Bir daha kimseden kuş almak yok lazım olduğunda buraya geleceksin dedi. O da bana güven sağladı artık. O adam bana çok yardımcı oldu.
 

Ekli dosyalar

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
MESUT ÇELİKÖRS
1963 ISPARTA

- Ben 1963 doğumluyum, 1976 ile 1984 yılları arasında Isparta'da garaj mahallesinde güvercin besledim. Genelde Denizli Araplarını besledim.Benim ustalarım; "Elektrikçi Alaattin, İbrahim Keleş ve Nikah memuru Yusuf idi. Biz o yıllarda Denizli'ye arap dolapçı ve nazilli'ye akbaş almaya giderdik. Üstü açık kasalı bir skoda vardı. onunla giderdik. Hatta üstümüze battaniyeler alır, üşümemeye çalışırdık.

- Ben 4 ya da 5 defa Denizli'ye gittim. Sanayi gibi bir yerin üstünde taraflarında arabacı lakaplı bir usta vardı. Ustanın 3 tane yan yana kümesi vardı. Kümeslerin içinde tenekelerden yapılma yuvalıklar bulunurdu. Ustanın kuşlarının hepsi Arap dolapçı idi. Çillerin de ise burnunda ve omuzlarında az beyazlık göze çarpardı. Kuşların dolapları mükemmel idi.

- Ben bir keresinde kanadı urlu bir dişiyi istemiştim o da vermişti. o kuşu Isparta'ya götürdüm. Ondan öyle mükemmel dolaplı kuşlar çıktıki anlatamam. Ben onun yavruları gibi dolaplı kuş bir daha görmedim.

- Isparta’nın asıl yerli kuşları 12 kuyruklu, siboplu Araplardır. Bunlarda kafa ve dolap olarak mükemmel kuşlardır. Ancak Denizli’nin Arapları kadar uzun dolap almazlar.

- Ben askerden sonra Isparta’dan ayrıldım. Bu yıllarda Denizli’de kuşlarını aldığımız arabacı usta vefat etmiş. Duyduğuma göre, bakırcılık veya kalaycılık yapan bir genç kuşlarının hanımından satın almış. Onu bulursanız hakiki dolapçıları onda bulabilirsiniz.

- Denizli’den gelen kuşlardan Ben, benim ustalarım, Domoğlu Hasan ve Çolak Mustafa ve bir çok yetiştirici de besledi.

- Ayrıca Aydın bölgesinden ödemiş bademlilerinden aldık. Bunlarla ısparta’daki kuşların kırıldığını da biliyorum.

Ben özellikle kaç defa Denizli’ye gittiğini ve hep aynı ustaya mı gittiniz diye sordum.

- Evet hep aynı ustaya 4-5 defa gittik. Dedi.

Daha sonra Denizli’den aldığınız arap Dolapçıların farkı neydi, onları nasıl tanımlarsın diye sordum.

- Bir kere yuva sadakatları yani kafaları çok sağlamdır. Kesinlikle yakalanmazlar. Ancak bazen dolaplarından dolayı başka bir kuşçunun damına inebilir. Ancak hemen kalkarlar. Belki Şahinden korkarak kendilerini diğer kümeslerin önüne inebilirler. Yakalanmaları ancak böyle olabilir.

- Çok yüksek uçarlar.

- Dolapları dengeli ve Isparta yerli kuşlarına göre daha uzundur.

- Kendi evlerinin üzerinde bile yabancı gibi uçarlar. Evin üzerinden ve kuşların içinden ayrılırlar, gezgin uçarlar. Diğer kuşçuların kuşlarının arasına girer çıkarlar.

- hem yandan hem de yukarıdan oynarlar.

- Kümesin damında kuş bulunmadığı müddetçe havadan inmezler. Kümesin üzerine doğru dolap alırlar. Kümese yaklaşır ve tekrar yükselirler. Kümesin önünde veya damında kuş görünceye kadar uçarlar.

- Oturma, takla atma, seğirme, sarak sarma, batma vb. hareketleri yapmazlar. Nazilli’den aldığımız akbaşların bazılarında bu türlü hareketler çıkabilirdi.
 

erdal usda

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
1 Şub 2011
Mesajlar
52
Puanları
0
Yaş
47
Konum
Isparta
Ad Soyad
erdal salalı
Meslek
serbest
Yetiştirdiğim Irk
Diğer
umut coşkun' Alıntı:
İSMAİL FIŞGIN
(AGALİ)
1928-2006
DENİZLİ
umut kardeş paylaşımların için teşekkürler çok faydalı bilgiler elde etiğimize inanıyorum sayende bu fotoda çillere,karalara yer verilmemiş sebebi nedir acaba bilgilendirirseniz sevinirim denizliye selamlar...
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
erdal usda' Alıntı:
umut coşkun' Alıntı:
İSMAİL FIŞGIN
(AGALİ)
1928-2006
DENİZLİ
umut kardeş paylaşımların için teşekkürler çok faydalı bilgiler elde etiğimize inanıyorum sayende bu fotoda çillere,karalara yer verilmemiş sebebi nedir acaba bilgilendirirseniz sevinirim denizliye selamlar...

Her kümeste çil arap beslenecek diye bi kaide yok sanırım ama ben size 1955 yılına ait foto paylaşırım
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
Erdal bey fotoğraf 1955 yılına ait fotoğraftaki isim Denizli istiklal mahallesinden mustafa Beceren.Araplar,çiller yardımcı olmuştur sanırım...
 

Ekli dosyalar

erdal usda

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
1 Şub 2011
Mesajlar
52
Puanları
0
Yaş
47
Konum
Isparta
Ad Soyad
erdal salalı
Meslek
serbest
Yetiştirdiğim Irk
Diğer
umut coşkun' Alıntı:
Erdal bey fotoğraf 1955 yılına ait fotoğraftaki isim Denizli istiklal mahallesinden mustafa Beceren.Araplar,çiller yardımcı olmuştur sanırım...
ıspartanın eski kuşları belli mustafa beceren üstadımız sağsa ıspartadan hangi ustamızdan almış öğrene bilirsek sevinirim yaşıyorsa allah uzun ömür versin hayatta değilse allah rahmet eylesin ...
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
erdal usda' Alıntı:
umut coşkun' Alıntı:
Erdal bey fotoğraf 1955 yılına ait fotoğraftaki isim Denizli istiklal mahallesinden mustafa Beceren.Araplar,çiller yardımcı olmuştur sanırım...
ıspartanın eski kuşları belli mustafa beceren üstadımız sağsa ıspartadan hangi ustamızdan almış öğrene bilirsek sevinirim yaşıyorsa allah uzun ömür versin hayatta değilse allah rahmet eylesin ...

Mustafa Beceren 'in ıspartadan kuş aldığı falan yok kuşlar Denizli nin yerli kuşları fotoğraf 1955 yılına ait ve kendisi 20 yıl kadar önce vefat etti,ayrıca mesut çelikörs kendisi ıspartalı ve diyorki Denizli den ısparta ya çok kuş götürdük makaleyi okumadınız sanırım...Eğer sizlerin elinde böyle fotoğraf varsa paylaşırmısınız 1955 li yıllarda ısparta da hangi kuşlar varmış birde biz görelim...
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
HALİT TIĞ
(Terzi Halit)
1936-DENİZLİ

Geçtiğimiz pazar günü (30 Nisan 2012) mahallemizin eski yetiştiricilerinden Halit Tığ’ı ziyaret ettim. Çocukluk yıllarımda özellikle okul çıkışlarında ziyaretine gider bazen hediye ettiği güvercinleri sevinerek evime götürürdüm. Halit Ustamın büyük bahçesinde farklı renkler için hazırladığı kümeslerde çok sayıda güvercini olurdu. Halit usta artık güvercin beslemiyor. Ne de olsa yaşlanmış. Ziyaretine gittiğimde beni zorlanmadan hatırladı. Hanımı Muzaffer teyzemin hafızası çok daha kuvvetliydi. Sohbetimizden önemli bulduğum bazı kısımları aktarmak istiyorum.

- C.S : Halit Amca, seni iyi gördüm maşallah. Dinç görünüyorsun. Allah uzun ömürler versin, yaşın kaç?
- Halit Tığ : Yaşım 76. Çıraklığı 15 yıl, ustalığı 50 yıl olmak üzere 65 yıl terzilik yaptım.

- C.S : Bahçede artık güvercinlerin yok. Burada her renkten Dolapçı kaynardı. Ne zaman beslemeyi bıraktın?
- H.T : 17 yıl önce şeker hastalığına yakalandığımdan beri güvercinim yok. Onlarla uğraşmak bana ağır geldi. Şimdi Denizli Horozlarım var, kekliklerim var, dört tane de köpeğim var. Muzaffer teyzen olmasa onlara bakmakta da zorlanırım.

- C.S : Güvercin beslemeye nasıl başlamıştın?
- H.T : Oğlumun rastgele yakaladığı bir Dolapçı beslememe vesile olmuştu. Sonra yıllar sürdü.

- C.S : Benim gelip gittiğim yıllar anladığım kadarıyla kuşçuluğu bıraktığın yıllara yakınmış. Başladığın ve bıraktığın yıllar arasında kuşlarında veya Denizli kuşlarında ne gibi farklar vardı?
- H.T : İlk yıllarda kuşlarım fazla sayıda değillerdi. Bırakmaya doğru 5 kümesimde yaklaşık 450 güvercinim vardı. Kümeslerim renklere göre ayrı ayrıydı.

- C.S : Hangi ırkları beslerdin?
- H.T : Başlıca Dolapçı beslerdim. Kümesleri renk düzenine göre ayırmıştım. Çiller, beyazlılar, alacalar gibi. Bir ara Dönekleri de besledim. Denizli Azmanlarım da vardı.

- C.S : Dolapçı dedin de bazen bize sorulan bir soruyu bende sana sorayım. Eskiden de Dolapçılar aynı renk düzeninde miydi? Dolaplarında fark var mıydı?
- H.T : Bugün nasılsa o zamanlarda aynıydı. Sadece eski karakuyruk dolapçıları görmüyorum. Belki bana rastgelmiyorlar. Eskiden de kimi çillere kimi alacalara kimi de beyazlılara meraklıydı. Bende bahçe geniş olunca, Muzaffer teyzende ilgilenince ben hepsini bir arada besledim. Ama kümeslerini ayırarak. Dolaplarında fark yoktu. Dolapçı dediğin kuş aynı tipte dolap alır. Dönek gibi değildir.

- C.S : Dolapçı’nın dolabıyla Döneğin dönüşündeki farkı anlatmakta zorlandığımız oluyor. İnternette bu konuda anlatım zorluğu yaşıyoruz. Sen nasıl anlatırdın?
- H.T : Onu da Muzaffer teyzen anlatsın (gülüyor)
- Muzaffer Teyze : Oğlum, Dolapçı sivrisine burnuna dolanır (elini yere doğru dik vaziyette çeviriyor). Dönek yan yan döner (elini yere doğru açarak çeviriyor)

- C.S : Tarifine sağlık Muzaffer teyze. Bu kadar kısa ve öz anlatılabilirdi yani. Peki Halit amca eskiden Dolapçılarda oturma, takla, makara gibi şeyler olur muydu?
- H.T : Kırık olursa olur, hasında olmazdı.

- C.S : Eski dolapçıların dolabı nasıldı? Sıkı mıydı, gevşek miydi? Renklere göre fark eder miydi?
- H.T : Sıkıydı tabii. Renk farkı olmazdı.

- C.S : Kuşlarının aklını nasıl test ederdin?
- H.T : Mezarlıkbaşından salardım bazen. Mahallede çok besleyen olduğu için buna gerek bile olmazdı ama yine de salardım.

- C.S : Eski yetiştiricilerden sık görüştüğün kimler vardı?
- H.T : Kılcı Ali, Kılcı Nail, Cici Rıfat, Kanbur Hüsnü, Faytoncu Hulusi. Rahmetli oldular artık.

- C.S : Denizli dışından güvercin alıp getirdin mi? Denizli dışına hiç gönderdin mi?
- H.T : Dışarıdan hiç getirmedim. Buradaki arkadaşlarımdan alır verir damızlık ihtiyacımı görürdüm. Denizli dışında çok yere gönderdim, gelip aldılar. Genellikle Antalya, Burdur ve Nazilli’ye benden çok Dolapçı götürdüler.

- C.S : Peki unutamadığın bir anın var mı diye sorarsam?
- H.T : Dedim ya, benim kümeslerim renklere göreydi. Beyazların kümesinden bir çift sütbeyazımdan ikiside zift gibi arap yavru almıştım. Bunu hala unutamam. Muzaffer teyzende bilir bu konuyu. Nasıl olur diye çok kafa yormuştuk.
 

Ekli dosyalar

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
Galip öztürk
(pepe Galip)

1953 DENİZLİ



1953 Denizli doğumluyum 9 yaşımdan beri yaklaşık 50 yıldır güvercinlerle içiçeyim.Kümesimden hiç eksik etmediğim Dolapçı ve azmanlarım hala daha kümesimin vazgeçilmezleridir.


Gençlik yıllarımda bi ara dönekte beslemiştim,ama Dolapçının yeri herzaman bambaşka.O yıllarda arap,çil ve yamalılarım vardı,yuva sadakatları yani kafaları çok sağlamdı. Kesinlikle yakalanmazlardı. Ancak bazen dolaplarından dolayı başka bir kuşçunun damına inebilirler ve hemen kalkarlardı.

Çok yüksek uçarlar,sinek olurlardı en çokta sinek olup sökgün uçmaları beni mest ederdi.

Dolapları çok dengeli ve uzun olurdu yandan yandan matkap gibi gelirlerdi.
Sinekten inmeleri çok zordu işte o zaman Denizlinin yerli kuşları olan azmanlar girerdi devreye.

Oturma, takla atma, seğirme, sarak sarma, batma vb. hareketleri yapmazlar,kayıkta gezmezlerdi,eşiyle kaldırıldığında zevkten çok kısa kayık yaparlardı.Şimdi eski dolapçıları çok arıyorum bilinçsiz kişiler tarafından birçoğu eski vasıfları taşımamakta allahtan bilinçli yetiştiricilerimiz varki Dolapçılarımıza sahip çıkmaktalar.


Yavru dolapçıların çabuk yükseklik kazanıp kaybolma riski bulunduğundan kollanmaları gerektiğini düşünmekteyim dolapçı yavrularını 3. teleğini attıktan sonra uçurmaya başlayın.3. teleğe kadar çatıda terasta vs.yatmasına gezinmesine uçuşmasına müsade edin.ilk 1 hafta fazla yükselmemesi içn kılavuzla uçurun kılavuzunuz alçak uçan cinslerden olsun.Denizli azmanı daha sonra ise dolapçılarla uçurunki dolap almayı bakarak öğrensin.her nekadar genlerinde dolap alma arzusu olsa da öğrenmeye ihtiyacı vardır.mukluf olduktan sonra alaya karıştırın artık takibe ihtiyacı olmaz.eş zamanı biraz temkinli olun en tehlikeli zamanlarıdır.başka guruplara karışıp yakalanabilir.havada kaybolabilir.


Hazırlayan:
Umut coşkun
 

Ekli dosyalar

kuscu_marik

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
15 Mar 2009
Mesajlar
3,251
Puanları
38
Yaş
57
Konum
Ankara
Ad Soyad
Muharrem Karaderili
Meslek
kamu çalısanı
İkametgah
Ankara
Yetiştirdiğim Irk
Taklacı
Diğer Irklarım
Yok
S A UMUT KARDESİM ÇOK GÜZEL BİR PAYLASIM OLMUS ELİNE EMEKLERİNE SAGLIK
ETKİLENMEDİM DESEM YALAN OLUR
TESEKKÜRLER
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
kuscu_marik' Alıntı:
S A UMUT KARDESİM ÇOK GÜZEL BİR PAYLASIM OLMUS ELİNE EMEKLERİNE SAGLIK
ETKİLENMEDİM DESEM YALAN OLUR
TESEKKÜRLER

Teşekkürler abi iyi dileklerin için ustalarımızla yapılan her röportaj ilerisi için öğretici bir belge niteliğinde diye düşünüyorum.
 

ishak Şengül

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
7 Şub 2011
Mesajlar
68
Puanları
6
Yaş
38
Konum
Bursa
Ad Soyad
ishak Şengül
Meslek
Network ve donanım uzmanı
İkametgah
Bursa
Yetiştirdiğim Irk
Dolapçı
umut coşkun' Alıntı:
erdal usda' Alıntı:
umut coşkun' Alıntı:
Erdal bey fotoğraf 1955 yılına ait fotoğraftaki isim Denizli istiklal mahallesinden mustafa Beceren.Araplar,çiller yardımcı olmuştur sanırım...
ıspartanın eski kuşları belli mustafa beceren üstadımız sağsa ıspartadan hangi ustamızdan almış öğrene bilirsek sevinirim yaşıyorsa allah uzun ömür versin hayatta değilse allah rahmet eylesin ...

Mustafa Beceren 'in ıspartadan kuş aldığı falan yok kuşlar Denizli nin yerli kuşları fotoğraf 1955 yılına ait ve kendisi 20 yıl kadar önce vefat etti,ayrıca mesut çelikörs kendisi ıspartalı ve diyorki Denizli den ısparta ya çok kuş götürdük makaleyi okumadınız sanırım...Eğer sizlerin elinde böyle fotoğraf varsa paylaşırmısınız 1955 li yıllarda ısparta da hangi kuşlar varmış birde biz görelim...
Umut, bu tip sözlü atışmalarla bi yere varamayız.Isparta ve denizli şehirleri arasında güvercin sirkülasyonu muhakkak olmuştur.Bu diyaloglarında ısıtılıp ısıtılıp dündeme getirilmesi benide bir dolapçı yetiştiricisi olarak üzüyor.Kanıt olarak resim istemenizde bence Ispartalıları üzebilir.Ispartadan efsane eski yetiştiricilerin bazılarının isimleri..

Nalbant Hacı Yahya (1915 doğumlu - Rahmetli)
Şirinoğlu Şükrü (Bekçi lakaplı, 1917 doğumlu - Rahmetli)
Kör Hakkı (1917 doğumlu hala sağ sağlık problemleri var)
Ahmet Şeker (Deli Ahmet 1918 doğumlu Rahmetli)
Kâinat Mehmet (Çalgıcı 1919 doğumlu Rahmetli)
Abdullah İdrisoğlu (Özses 1920 doğumlu Rahmetli)
Ziya Akdağ (Nalbant 1920 doğumlu - Rahmetli)
Otelci Nuri (Deli Nuri 1922 doğumlu Rahmetli)
Mübaşir Osman (1923 doğumlu - Rahmetli)
Yaşar Bodur (Terzi 1925 doğumlu Rahmetli)
İbrahim Tahtacı (1928 doğumlu - Rahmetli)
Hasan Şeker (Deli Hasan 1929 doğumlu Rahmetli)

Bunun son bulmasını istiyorum, gerçi bulması mümkün değil ama yinede temeni ediyorum.Şahsım adına ben dolapçının şehir değil, bölge kuşu olduğunu düşünüyorum.Mesela Bursa denizli arasında bu tip diyalog olursa dersiniz "Bu dolapçı Bizim kuşlar, Bursa'lılar bizden aldı" diye.Ama Denizli ve Isparta birbirlerine uzak yerler değil.Bunun için ben bu şekilde düşünmüyorum.Zamanla deformasyona ugramış olabilir.Kaynaklar bezen yeteriz olabiliyor.
 

umut coşkun

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Haz 2010
Mesajlar
1,805
Puanları
36
Yaş
38
Konum
Denizli
Ad Soyad
Umut COŞKUN
Meslek
Bankacı
İkametgah
Denizli
Yetiştirdiğim Irk
Seçiniz
Diğer Irklarım
Dönücü ırklar
ishak kardeş sözlü atışma yok ortada ayrıca ben burada sadece eski yetiştiricilerle yapılan makaleleri sunuyorum bunlar hem ıspartalı hem Denizli li yetiştiriciler ayrıca isimlerini koyduğun ustalar ölmüş doğru benim burada resmini koyduğum ustalarda yaşamıyo öldü çoğu... o yüzden herhangi bir atışma yokken burada senin yazmış olduğun yazılar polemik çıkaracak türden olduğunu zannediyorum...




Erdal bey burada demişki:
ıspartanın eski kuşları belli mustafa beceren üstadımız sağsa ıspartadan hangi ustamızdan almış öğrene bilirsek sevinirim yaşıyorsa allah uzun ömür versin hayatta değilse allah rahmet eylesin ...


Bak kardeşim Erdal burada konuyu nasılda saptırıyo,amacının ne olduğunu da bildiğim için çokta polemiğe girmiyorum kendisiyle... ilk önce burada anlaşalım bilen biliyo neyin ne olduğunu Dolapçı tanıtımında Denizli olarak elimizden geleni yaptık ve yapıyoruz da acaba bizlerin polemik yarattığını düşünenler ne yapıyolar...
 
Üst