Neler Yeni

Kayseri`nin ilçeleri

polllat

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Ara 2008
Mesajlar
2,598
Puanları
0
Yaş
26
Konum
İstanbul
Ad Soyad
sinan öztekin
Meslek
öğrenci
Yetiştirdiğim Irk
Hünkari
Kayseri`nin ilçeleri

Kayseri'nin 16 ilçesi vardır. Geniş bir yüzölçümüne sahip Kayseri'de ilçelerin en büyükleri; merkez ilçeler Kocasinan ve Melikgazi'nin yanı sıra Develi, Talas ve Yahyalı'dır

Akkışla

Eski adı "Kuzugüden" olan Akkışla daha önce Sivas iline bağlı iken Kayseri'nin il olması üzerine Pınarbaşı'na bağlı bucak merkezi olmuştur. Bünyan'ın ilçe olmasıyla Bünyan'a bağlanmış, 1952'de Belediye teşkilatı kurulmuş ve 1987 yılında da ilçe olmuştur.
Akkışla ilçesi Kayseri ili merkezine 80 km uzaklıkta olup, doğusunda Pınarbaşı, batısında Sarıoğlan, kuzeyinde Sivas'ın Gemerek, güneyinde Bünyan ilçeleri bulunmaktadır.

İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1350 m’dir. Arazi itibari ile toprakların % 60’lık kısmı dağlıktır. Bu dağlar derin vadilerle yarılmıştır. Akkışla ilçesi ile Pınarbaşı ilçesi arasında Hınzır dağı bulunmaktadır. Dağlar güneybatıdan doğuya uzanmaktadır. Aynı zamanda dik ve sarp, yer yer hafif meyilli sırtlardan oluşmaktadır. İlçe sınırları içerisinden geçen Kesdoğan suyu ve Acısu çayı Kızılırmak’a ulaşmaktadır. İlçe yüzölçümü 546 km²’dir.

Akkışla ilçesi iklim koşulları bakımından karasal iklim özelliklerini taşır, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Ortalama yağış miktarı m² başına 400-500 miligramdır. İlçe genelinde meteoroloji istasyonu olmadığından meteorolojik göstergeler hakkında kesin bilgiler elde edilememektedir.

İlçenin Bitki örtüsü bozkır olup, yerleşim yerleri ise meyve ve kavak ağaçları ile kaplıdır. İlçe genelinde 10.000 hektar ormanlık ve 15.000 hektar çayır ve mera alanı vardır. Mera alanları coğrafi olarak dağınık ve bitki örtüsü olarak fakirdir.


Akkışla halkı tarihinde, Orta Asya’dan göçebe olarak gelmiş ve bugünkü ilçe sınırları içerisine yerleşmiştir. Kuruluş tarihi belli olmamakla beraber 1804 yılında Kuzugüdenli namı ile ilçenin doğusundaki Hınzır Dağı eteklerine yerleşmişlerdir. İlk yerleşimden sonra ilçe 45 köyden oluşurken, bugün 2 kasaba ve 5 köy kalmıştır.



Daha önceleri Sivas iline bağlı iken Kayseri’nin il olması ile birlikte Kayseri ili Pınarbaşı (Aziziye) ilçesine bağlanmıştır. Bünyan’ın ilçe olmasıyla birlikte Bünyan ilçesine bağlanmış ve bu durum 1987 yılına kadar devam etmiştir.

İlçe Akkışla adını; kuzeyinde bulunan kayaların beyazlığından AK, hayvanların kış aylarında dışarıda kalmasına müsait olduğundan KIŞLA kelimesini birleştirerek almıştır.

İlçe halkının büyük bir bölümü tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Yazın tarla, bağ ve bahçe işleri ve aynı zamanda hayvancılıkla uğraşanlar daha iyi verim alabilmek için yaz aylarında yaylalara çıkmaktadırlar. Kışın ise hayvanlarını ağıllara çekerek bakımlarını burada yapmaktadırlar. İlçe genelinde 1937 yılına kadar okur-yazar oranı çok az iken günümüzde okur-yazar oranı % 93’e çıkmıştır. Okur-yazar nüfusun %38’i ilkokul, %28’i ortaokul, %18’i lise, %6’sı yüksekokul mezunudur. Son yıllarda yüksekokul mezunlarında gözle görülür bir artış yaşanmaktadır.

İlçenin Kayseri’ye 80 km uzaklıkta olması nedeniyle ilçede yaşayanların büyük bir kısmı sosyal ve kültürel faaliyetten yeterince yararlanamamaktadır.

İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Akkışla’da faal nüfusun %65 kadarı ufak çaplı tarım ve hayvancılık ile uğraşmakta olup, kalan %35’i yurtiçinde ve yurtdışında geçici veya kadrolu işçi, memur, esnaf ve çeşitli sektörlerde çalışmaktadır.

İlçe dahilinde 3.290 adet büyükbaş hayvan, 45.000’e yakın adet küçükbaş hayvan bulunmaktadır. İlçeye has kök boyası ile Gömürgen kasabası ve Ganişeyh köyünde kilim, heybe, seccade vs. el sanatları ile halı dokumacılığı yapılmaktadır.


Kayseri`nin halıları ile ünlü ilçesi: Bünyan

Birinci Dünya Savaşı'na kadar Bünyan-ı Hamid, daha sonraları ise Hamidiye adını taşımıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra ise Bünyan adını taşımaya başlamıştır.
Bünyan ilçesi İç Anadolu Bölgesinin yukarı Kızılırmak bölümünde yer almaktadır. Kayseri’nin 40 km kuzey doğusundadır. İlçenin yüz ölçümü 1306 km²’dir. Sekiz kasabası ve yirmi dört köyü bulunmaktadır.

Bünyan ilçesi, doğuda Pınarbaşı, güneyde Tomarza, batıda Kayseri, kuzeyde Sarıoğlan, kuzeydoğuda Akkışla güneybatıda Talas ve batıda Kocasina ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezinin nüfusu, 13.800 olup köyleriyle birlikte bu sayı 43.795 ulaşmaktadır.

İlçe Erciyes dağının 40 km kuzeydoğusunda, 35° 52’’ boylam ve 38° 55’’ enlemi üzerinde 1.900 rakımlı Koramaz dağının kuzey eteğinde deniz seviyesinden 1.348 m yükseklikteki bir bölgede kurulmuştur. Sivas-Kayseri Demiryolu ilçeye bağlı Büyüktuzhisar kasabasından geçmektedir. İlçeye ulaşım eski Kayseri-Malatya karayolundan sağlanmaktadır. İlçenin iklimi karasaldır.
Bünyan ilçesi sınırlarında bulunan önemli dağlar ve tepeler, güneybatı boyunca uzanan 1.900 rakımlı Koramaz dağları, bu dağların Güllüce ve Süksün köylerine doğru uzanan parçaları, Mercimek, Alımpınarı, Ayvasıl, Turnadağı, Tepetarla ve Anadut'tur. Bu dağların batı bölümüne Koramaz dağı (1900 m), orta bölümüne Çeksorot dağı (1950 m), doğu bölümüne de Hınzır dağı (2623 m) denilmektedir. Bu sıradağlar yalnız iki yerde geçit vermektedir. Bu geçitlerin birincisi ilçe sınırları dahilinde Hazarşah köyü yakınlarında, diğer geçit ise Hınzır dağının batısında bulunmaktadır.
İlçede bulunan tuz gölü Tuzhisar kasabası yakınlarında bulunmaktadır. Çevresindeki ufak dere sularıyla yağmur sularının birikintilerinden meydana gelmiştir. Arazinin çoğunun çorak ve tuzlu olmasından yazın kuruyan gölün etrafında bol miktarda tuz tabakası birikmektedir. Gölün boyu 8 km, eni 4 km’dir. Gölün büyük bir bölümü Sarıoğlan ilçesi sınırlarındadır.

Bünyan, yıllar boyu büyük bir yerleşim merkezi olmadığı için tarihçesi Kayseri’ye bağlı kalmıştır. Bölge hangi hâkimiyetin altına girmişse Bünyan da ona tabi olmuştur. Bünyan’a ilk yerleşimin, kayabaşındaki mağaralardan Hititler tarafından olduğu bilinmektedir. Hititler M.Ö. 1450-1200 tarihleri arasında Kızılırmak boylarında hüküm sürmüş ve zamanın en büyük yerleşim merkezlerini kurmuştur. Kaniş ve Karum bu merkezlere örnektir.
İlçe ekonomisinde tarım ve hayvancılığın yanında halıcılık ve yapı işçiliği de önemli bir yer tutmaktadır. Tarla tarımı hemen hemen her köyde yapılmaktadır. İlçede sadece hayvancılıkla geçinen köy genelde yoktur. Bünyan ilçesinde ekonomisinde hayvancılığın önemli yer tuttuğu köyler bulunmaktadır. Genellikle ilçede bulunan Türkmen köylerinde tarıma göre hayvancılık daha ağır basmaktadır.

Bir zamanlar Kayseri ve Türkiye'nin en kaliteli halıları üretilen Bünyan'da göç ve ekonomik şartlar nedeniyle neredeyse halı üretimi kalmamıştır. Renklerinin canlılığı ve desenlerinin inceliği ile ün kazanmış olan Bünyan halılarında bir desimetrekarede 1600-3600 düğüm bulunmakadır.


Develi

Oğuz boylarından Devali Obası'nın yerleşmesiyle meydana gelen Develi ilçesi, sınırları içersinde Hititler'den günümüze bir çok uygarlığın mirasını barındırmaktadır.
Develi ilçesi İç Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak bölümünde bulunmaktadır. Erciyes Dağı’nın 6 km güneyinde kurulmuştur. Kuzeyinde Hacılar ve Talas ilçeleri, doğusunda Tomarza İlçesi ile Adana'nın Tufanbeyli ilçesi, güneyinde Yahyalı İlçesi ile Adana'nın Saimbeyli ve Feke İlçeleri, batısında Yeşilhisar ilçesi, kuzeybatısında İncesu İlçesi yer almaktadır. İlçe, Tekir yaylası yolu izlenerek Kayseri’ye 45 km uzaklkta olup, İncesu yolundan ise 86 km. uzaklıktadır. Kayserinin en büyük ilçesidir.
Yüzölçümü 1.887 km² olup, deniz seviyesinden yüksekliği 1.150 metredir. En büyük dağı Erciyes olup, Karasivri Dağı, Büyük Kartın (Peri Kartın), Göktepe (Yeşil Tepe), Sümengen (Süvegen) ve Bakir diğer dağlarıdır. nemli akarsuları Seyhan Nehrinin en büyük kolu olan Zamanti Irmağı, Develi Çayı (Fenese Suyu), Elbiz ve Köskpinari’dir. En önemli gölleri Kurbağa gölü ile Sultan Sazlığı’dır.

Develi, 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’ya yerleşen Selçuklular zamanında önemli bir yerleşim merkezi olmuş, Selçuklulardan sonra Karamanoğlu Beyliğine katılmıştır. 1474 yılında Osmanlı İdaresine geçmiştir.
1856 yılında bucak merkezi haline getirilen ilçe 1864 yılında eyaletler kaldırılıp, vilayetler kurulduğunda, Ankara Vilayeti, Kayseri Livası’na bağlanmıştır. 1866 Yılında ilk belediye teşkilatı kurulmuş, 1870 yılında da ilçe merkezi haline getirilmiştir. 1989 yılında Gazi, 1957 yılında Zile, 1966 yılında Şıhlı, 1967 yılında Sindelhöyük köylerinde belediye kurulmuştur.
İlçe mülki sınırları içerisinde biri merkez olmak üzere 4 kasaba belediyesi, 45 köy ile 5 köye bağlı 7 mezra bulunmaktadır. 25’i ilçe merkezinde 11’i kasabalarda olmak üzere toplam 36 mahalle vardır.
İlçenin başlıca gelir kaynaklarından biri tarım ve hayvancılıktır, lokomotif iş kolu olan inşaat sektörü de ilçede önemli bir yer tutmaktadır. İlçe tarım arazisinde hububat (buğday, arpa, çavdar), baklagiller (nohut, mercimek, ve fasulye) ve ayrıca sanayi bitkilerinden şekerpancarı ve ayçiçeği ekilmektedir. Meyve ve sebze üretimi de tarımda önemli sayılabilecek bir paya sahiptir. Epçe, Tombak, Sarıca, Gazi, Karacaviran, Sindelhöyük, Soysallı, Çayırözü, Zile ve Merkez olmak üzere 10 adet sulama kooperatifi mevcuttur. Ayrıca Gazi ve Sindelhöyük Kasabalarında 2 adet Kalkınma Kooperatifi vardır.
İlçede yoğun olarak koyun ve sığır yetiştiriciliği yanında kanatlı ve tek tırnaklı hayvan yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Geleneksel el sanatları olarak köylerde halıcılık ve Sindelhöyük kasabası ile Yeni Hayat köyünde hasırcılık yapılmaktadır. Develi’de küçük sanayi sitesinin hizmete girmesi ile halı fabrikasının açılması adeta bir dönüm noktası olmuştur. Halen faaliyette bulunan ve ülke çapında üretim yapan 3 firmada yaklaşık olarak 1600 kişi istihdam edilmektedir. Bunlardan Saray Hali A.Ş., Asil Deri A.Ş. ve Gazi Keçe Fabrikası dışında, diğerleri küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarıdır. Ayrıca halkın, tamir, bakim ve onarım ihtiyaçlarını karşılayacak küçük sanayi kuruluşları vardır.


Felahiye ilçesi

Romalılar zamanında adı "Rum-diğin" olan ilçe, Osmanlı İmparatorluğu zamanında Yozgat sancağının Boğzalıyan ilçesine bağlı köy iken, 1925 yılında adı Felahiye olarak değiştirilmiştir. 1926'da Kayseri Merkez ilçeye bağlı Güneşli bucağına bağlanmış, 1951'de bucak ve 1957'de ilçe olmuştur.
Felahiye ilçesi yerleşim yeri olarak Kayseri ilinin kuzeydoğusunda, Kızılırmak yayı içerisinde kurulmuş olup, deniz seviyesinden yüksekliği 1150 m’dir. İlçenin yüzölçümü 412 km²’dir. Yüzey şekilleri engebeli düz vadiler, düz ovalar ve dağlardan oluşmaktadır.

İlçenin kuruluş yılları, çevredeki eserlere göre Hititler dönemine kadar uzanır. Hititlerden sonra ilçe ve çevresinde çeşitli medeniyetler hüküm sürmüş olup, bunlardan en belirgini Roma ve Osmanlı Medeniyetleri’dir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Yozgat ili Boğazlıyan ilçesine bağlı bir nahiye durumunda iken, 1925 yılında Yozgat İl Daimi Encümeninin kararı ile ‘Kurtuluş ‘ anlamına gelen ‘Felahiye’ adını almıştır. İlçe 1926 yılında Kayseri ili merkez bucaklarından Güneşli (Mancusun’a) bağlanmıştır. 15.10.1930 tarihinde bucak olmuş ve daha sonra 07.10.1957 tarihinde 7033 sayılı yasa ile ilçe olmuştur.

İlçeye 2 kasaba ve 9 köy bağlıdır. İlçe ile kasaba ve köyler arasında ulaşımı sağlayan yolar tümüyle asfalttır. Yerleşim yerlerinde toplu yerleşim egemen olup, Orta Anadolu’nun karakteristik özelliklerini taşımaktadır.

Felahiye ilçesinin önemli dağları kuzeydoğusunda bulunan Akdağlar, batısında bulunan Kurşunlu dağlarıdır. Her türlü ekim ve dikime elverişli olan sulanabilen Darlı Özü, Kepiç Özü, Aşağı ve yukarı Öz’ler ilçenin ovalarını oluşturmaktadır. İlçenin akarsuları; ilçe ile Kayseri Merkez İlçe sınırlarını oluşturan Kızılırmak ilçenin merkezinden geçmektedir. İlçe sınırları içinde sulama amaçlı Darılı Göleti ve Celal Atik Göletleri mevcuttur.

İlçede step iklimi hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve sert geçmektedir. İlçe en fazla yağışı ilkbahar mevsiminde almaktadır. Genellikle Nisan ve Mayıs aylarında düşen bol yağış kuru tarım ürünleri açısında çok yararlı olmaktadır.

İlçenin Büyüktoraman Kasabası ile Silahtar Köyünde az miktarda ormanlık alan Kayapınar Kasabası, Alabaş ve Menteşe köylerinde meşelik alan mevcuttur. Dağlarda çalılık bölgeler çok fazla yoktur. Ovalarda ise tarım ürünleri ile bağ ve bahçe ürünleri yetiştirilmektedir.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımına göre de İlçe nüfusu 6.015, kasaba ve köy toplam nüfusu 10.635, toplam nüfus 16.650’dir.

2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusun azaldığı görülmektedir. Nedeni ise eğitim, sağlık hizmetleri, işsizlik ve büyük şehirlere olan göçten kaynaklanmaktadır. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde -9.32, köylerde ise -4.46 olup, toplamda ise –6.24 nüfus azalması görülmektedir.

Halkın büyük çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir. Yurtdışında çalışan çok sayıda işçinin ekonomik katkıları ikinci sırada öneme sahiptir. İlçe’de tarıma elverişli arazi miktarı 16.000 Hektardır. Tarımsal faaliyetlerdeki sırayı tarla ziraati, ikinci sırayı ise hayvancılık almaktadır. Kızılırmak havzası ve Bağırsak Mevkii mikro klima özellikleri açısından seracılığa uygundur.

İlçe’de sanayi ve ticaret faaliyeti yok denecek kadar azdır. Felahiye Kaymakamlığı ile Belediye ve Köylere Hizmet Götürme Birliği bünyesinde 1994 yılında Süt Toplama ve Soğutma Merkezi kurulmuş olup, üreticilerin mevcut sütlerini toplayarak pazarlamakta ve hayvancılığın gelişmesine önemli bir katkı sağlamaktadır.


Erciyes`i kucaklayan ilçe: Hacılar

Hacılar ilçesi halkı önceleri bağcılık, tarla ziraatı, hayvancılık ve el sanatları ile meşgul iken, günümüzde sanayi ve ticaret oldukça yoğunlaşmış ve ön plana çıkmıştır.
Kayseri iline uzaklığı yaklaşık olarak 10 km olan ilçenin rakımı 1350 m olup, ilçe halkının Oğuz Türklerinin Kayı Boyuna mensup olduğu, halkın bölgeye ilk yerleşiminin 13. yüzyıla, Selçuklulara kadar uzandığı tahmin edilmektedir. İdari bakımdan önceleri Kayseri Merkez ilçeye, daha sonra ise Melikgazi ilçesine bağlı olan Hacılar 1990 yılında resmen ilçe olmuştur.

İlçe Kayseri ilinin güneyinde, Erciyes Dağı eteklerinde kurulmuştur. Erciyes dağının önemli bir bölümü ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır, ilçenin kuzey ve doğusunda Melikgazi ilçesi, güneyinde Develi ilçesi, batısında İncesu ilçesi bulunmaktadır, ilçe sınırları içerisinde Erciyes Dağı dahil olmak üzere irili ufaklı 15 civarında dağ bulunmaktadır.

Devlet İstatistik Enstitüsünün 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, ilçenin toplam nüfusu 21.908 kişidir.Bu nüfusun 19.773'ü ilçe merkezinde olup, geriye kalan 1.246'sı ise ilçeye bağlı köylerde yaşamaktadır. Hacılar ilçesine bağlı Karpuzsekisi ve Sakarçiftliği köyleri olmak üzere sadece 2 köy bulunmaktadır.
İlçe arazisi, küçük ekim alanları ve bahçeleri dışında genellikle volkanik kaya ve tepelerden oluşmaktadır. Arazi, yapı itibariyle güneyden kuzeye, batıdan doğuya doğru eğimlidir. İlçenin doğal güzelliği, mesire yerleri, bağ ve bahçeleri ile günlük gezilere uygundur.

Hacılar ilçesi halkı önceleri bağcılık, tarla ziraatı, hayvancılık ve el sanatları ile meşgul iken, günümüzde sanayii ve ticaret ön plana çıkmıştır. Bugün Hacılar ilçesinde gözlenen, tarla bitkileri ve meyvecilik alanındaki faaliyetlerin ekonomik önemi pek kalmamıştır.

Karpuzsekisi ve Hürmetçi çiftliği köylerinden her ikisinde de geniş meralar bulunup büyükbaş hayvan yetiştiriciliği bakımından önemli potansiyele sahiptir, ilçede 3.000 büyükbaş hayvan, 4.000 kadar da küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

Dokumacılık 1950’li yıllarda halkın en önde gelen geçim kaynağı iken bugün ise teknolojinin ilerlemesi ile birlikte dokumacılık yerini ticaret ve sanayiye bırakmıştır. Hacılar halkı, ipekli ve yünlü halı dokumacılığı, mobilya imalatı ve ticarette büyük başarı göstererek il çapında kendisini kanıtlamış ve söz sahibi olmuştur. İlçe sınırları içerisinde 1974 yılında kurulan HES Kablo Fabrikası ile başlayan imalat sanayii giderek geliştirilerek bugün Hes Kablo, Hes Makina, Hes Fibel ve Has Çelik olmak üzere Hacılar sanayinin temelinin oluşmasını sağlamıştır.


.............SİNAN OZTEKİN...............
 

polllat

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Ara 2008
Mesajlar
2,598
Puanları
0
Yaş
26
Konum
İstanbul
Ad Soyad
sinan öztekin
Meslek
öğrenci
Yetiştirdiğim Irk
Hünkari
Bir rüya ile ihya oldu: İncesu

Bir rivayete göre Veziriazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir Bağdat seferinde, 1659-1660 yıllarında, o zaman bataklık halinde bulunan İncesu deresinin kenarına ordugahını kurdurur. Söylentiye göre o gece rüyasında kendisine bu ıssız yörenin ihyası emredilmiştir. O Rüyaya istinaden mi bilinmez, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın inşa ettirdiği külliye bugün dimdik ayakta olup, tarihi ve mimarisi ile turistlerin ilgisini çekmektedir.
İncesu, Kayseri’nin güneybatısında, Erciyes Dağı'nın kısmen güney ve güneybatı eteklerinde kurulmuştur. Kayseri-Niğde Devlet Karayolu üzerinde Kayseri’ye 30 km uzaklıkta olup, 1.330 rakımlıdır. İlçenin kesin konumu 35° doğu boylamı, 38° kuzey enlemindedir. İlçe; kuzey ve doğusunda Kocasinan ilçesi, doğusunda Hacılar ilçesi, batıda Nevşehir ili Ürgüp ilçesi, güneydoğuda Develi ve güneybatıda Yeşilhisar ilçeleri tarafından sınırlandırılmıştır.

Yüzölçümü 872 km’dir. 23.07.2004 tarih ve 25.531 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5.216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu gereğince İncesu İlçesi merkez ilçe olmuş ve 5 köy mahalleye dönüşmüştür. Şu anda İncesu’ya idari olarak bağlı 8 köy vardır.
2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre İncesu’nun toplam nüfusu 22.616’dır. İlçe nüfusunun 8.511’i şehirde 14.105’i köylerde yaşamaktadır. İncesu ilçesi kentsel nüfus artış hızı Kayseri il merkezinden düşüktür. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde 7.99, köylerde ise 0.28 olup, toplamda ise 3.11 nüfus artışı görülmektedir.

Çevresi dağlarla çevrili, deniz etkilerine kapalı olan ilçede yarı kurak karasal bir iklim egemendir. İlçede kış ayları soğuk ve kar yağışlıdır. En soğuk ay Ocak ve Şubat ayları olup, ortalama sıcaklık –20°’nin üzerindedir. Yaz ayları kısa ama oldukça sıcak geçer. Yaz aylarında sıcaklık ortalaması 22°’nin üzerindedir. Yıllık yağış ortalama 300 ile 400 mm’dir. İlçenin güneydoğusu yani Erciyes Dağı ile güneybatısındaki Tekke Dağı eteklerinde az miktarda ormanlık alanlar mevcuttur.
İlçe tarihinin bir bölümünün atfedildiği rivayete göre; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir Bağdat seferinde 1659-1660 yıllarında o zaman bataklık halinde bulunan İncesu deresinin kenarına ordugahını kurdurur. Söylentiye göre o gece rüyasında kendisine bu ıssız yörenin ihyası emredilir. Bu suretle Kara Mustafa Paşa 1661’de şimdi halen mevcut bulunan Camii Kebir, Kervansaray, Hamam ve iki sıradan oluşan çarşı ve çeşmeleri inşa ettirmiştir. Kayseri Mahkemesinin kayıtlarına göre bugün ilçenin bulunduğu yerin yakınında Karataş adında bir köy bulunmakta idi. İncesu’da imar hareketlerinin başlamasıyla Karataş’tan ve diğer yerleşim yerlerinden kabileler gelip yerleşmişlerdir. Bunlardan başlıcaları; Kırım, Etyemez, Karakoyunlu ve Bozkoyunlu kabileleridir. İlçedeki çeşitli mahalle ve sokak isimlerinin kaynağı bu kabilelere dayanmaktadır. İlçeye daha sonra Rum aileleri de yerleşmiş, İncesu batı yönünde gelişme göstermiştir. İncesu 19 yy. başlarında bucak merkezi, 1901 yılında da ilçe merkezi olmuştur.

Rumların mübadele edildikleri 1925-1930 yıllarına kadar ilçenin bugünkü durumuna göre daha mamur olduğu, 1200 kadar hanenin bulunduğu, nüfusun 12.700 olduğu, derenin güneyinde Salanta, Orta Mahalle, Kilise Mahallesi, derenin kuzeyinde ise Molu, Tırpanlı ve Sadıka isimli altı mahalleye ayrıldığı, ilçe haricinde çalışanlar tarafından ilçeye her yıl 80.000 Osmanlı Altını girdiği; ilçenin 7.000 büyükbaş hayvanı bulunduğu, yerinde tarihi belgelerden belirlenmiştir.
İlçedeki en önemli tarih eserlerden biri Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan ve halen bir kısmı duran külliyenin şimdiki Kayseri yolunun girişine rastlayan kısmıyla giriş kapısı 1925 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından yıktırılmıştır. Kervansarayın esas binası ve avlu kısmındaki kemerler restore edildiğinden iyi durumdadır. Çarşının bir kısmı eski halini koruyabilmiştir. Cami Kebir ve hamamın geçmiş yüzyılların aşındırması dikkate alınacak olursa çok iyi durumda olduğu söylenebilir. Bu iki eser 1955 yılında tamir ve restore edilmiştir.

İncesu ekonomisi tarım dayalı bir ekonomidir. Ekilebilen arazi taşlı ve verimsiz olduğundan, tarımla uğraşan kesim ancak kendini geçindirebilecek gelir elde etmektedir. İlçede sıra ile ticari amaçlı üzüm, buğday, arpa, çavdar, pancar ayçiçeği ve çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir.
Asıl gelir kaynakları olan bağcılık bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kurtuluş Savaşı sonrası Mübadele ile Rum nüfusun göçmesiyle birlikte bağcılık ve ona bağlı olarak şarapçılık oldukça zayıflamıştır. Ürgüp ile beraber zamanın en iyi şarabının üretildiği İncesu’da şaraplar İstanbul’a ve yurtdışına gönderildiği tarihi kayıtlarda belirtilmektedir. Rum nüfus gittikten sonra Müslüman Türkler şarabın dinen haram olması nedeni ile pek şarap yapmamışlardır. Üzümden pekmez, sirke v.s. yapmışlar, kısmen de yaş ve kuru olarak tüketmeye ağırlık vermişlerdir.

İlçede Kayseri’ye yakınlığı sebebiyle sanayi gelişme sürecine girmiştir. 2. Organize Sanayi Bölgesi İncesu ilçe sınırları içerisinde kurulmuş ve İncesu Organize Sanayi Bölgesi adını almıştır.

İlçe sınırları içerisinde Taksan Fabrikası, Çinkur Fabrikası, Karsu Fabrikası, Targıt Fabrikası, Erciyes Gaz ve Aygaz dolum tesisleri, Alfapen PVC Fabrikası üretimde bulunmaktadır.


Kocasinan

1988 yılında çıkarılan 3508 sayılı yasa ile Kayseri il merkezinde Kocasinan ve Melikgazi adıyla iki ilçe kurulmuştur. İki ilçe Kayseri il merkezini oluşturmaktadırlar.
Kocasinan ilçesi, İç Anadolu bölgesinin orta Kızılırmak bölümünde yer almaktadır. İlçede belediye sınırları alanı 9.025 hektardır. Kocasinan hudutları içerisinde bulunan dağların yüksekliğinde bir çok düzlükler bulunmaktadır. İlçe merkezi, 1.055 rakımlı bir ova üzerinde kurulmuştur.

22 Ekim 2000 tarihinde yapılan Genel Nüfus sayımına göre toplam İlçe nüfusu 321.032’dir. Bu nüfusa Büyükşehir ilçe, ilk kademe ve kasaba belediyeleri ve köyler de dahildir.
Amarat, Ebic, Erkilet, Güneşlii Himmetdede, Kuşçu, Mahzemin, ve Yemliha kasabalarında 8 belediyesi bulunan Kocasinan ilçesine Erkilet, Güneşli ve Himmetdede bucaklarına bağlı olan köyler ile birlikte 48 köy bağlı bulunmaktadır.

Kocasinan ilçesi Kayseri'nin zengin tarihi yapısı içinde 1989 yılında fiilen Kayseri Şehri'nin bölümlenmesinden oluşmuştur.
Sivas tarafından gelen Devlet yolunun şehir içinde Sivas Caddesinin devamında Düvenönü ve Osman Kavuncu Caddesini takip ederek Ankara Çevre Yolu ile Boğazköprü'ye kadar kısmın kuzeyinde kalan kısım, Kocasinan ilçesinin kabaca sınırlarını belirlemektedir.

İlçede step iklimi görülmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Yağışlar genellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında olmaktadır. İlçenin aylık yağış ortalaması 23.4 mm civarındadır.
Ülkenin ekonomisine paralel olarak, ilçenin ekonomisi de her geçen gün biraz daha gelişmektedir. Sanayileşmede önemli bir mesafe kaydeden Kocasinan ilçesinin gelirleri daha çok komşu illere verilen mal ve hizmetlerle, son zamanlarda ihracattan elde edilen gelirlerden oluşmaktadır.

İlçenin köylerinde sulu tarımın yapıldığı yerlerde ağırlıklı olarak pancar tarım yapılmaktadır. Hayvancılıkta suni tohumlama çalışmaları sağlıklı yapılamadığından hala yerli ırk tabir edilen inekler görülmekte olup, ilçe merkezinin dışında bulunan mahallelerde modern tavuk çiftlikleri kurulmuştur


Kayseri`nin kalbi: Melikgazi

Organize Sanayi Bölgesi, Sanayi ve Ticaret Odaları'nın ilçe sınırları içinde bulunması ve yine banka şubelerinin bir çoğunu barındırması Melikgazi ilçesini Kayseri ekonomisinin kalbi haline getirmektdir.
7 Aralık 1988 tarihinde kabul edilen ve 4 Aralık 1988 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 3.508 sayılı yasa ile Kayseri ili merkez ilçesi idari olarak ikiye ayrılmış ve Melikgazi ve Kocasinan ilçeleri isimlerini almışlardır.

İç Anadolu'nun Orta Kızılırmak bölümünde, 33°30' doğu boylamı ve 38°45' kuzey enleminde yer alan Melikgazi ilçesinin 2000 yılı sayımına göre toplam nüfusu 311.322 olup, merkezde yaşayan nüfus 263.453 ve bağlı köy ve bucaklarda yaşayan nüfus ise 47.869’dur.
Merkez ilçe olan Melikgazi, Kayseri ilinin ortasından geçen ve Ankara ile Sivas ili istikametindeki yolun güney bölümünde yer alır. İlçenin yüzölçümü 440 km²’dir.

İlçede biri ilçe merkezi, diğerleri Ağırnas, Gesi, Hisarcık, Kıranardı, Mimarsinan, Gürpınar, ve Turan kasabalarında olmak üzere 8 belediye bulunmaktadır.

Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlı geçen Melikgazi İlçesi'nin bitki örtüsü meyve bahçeleri, fundalık ve meşe ile çam ağaçlarından oluşmaktadır. İlçe halkı daha çok tarım ürünleri ticareti ve el sanatları ile uğraşmakta olup son 5 yıldır özellikle organize sanayi bölgesinde üretim ile yatak, kanepe, yorgan, nevresim, soba, mutfak eşyaları gibi üretiminde de Türkiye'de damgasını vurmuş ve 45 ayrı ülkeye ihracat yapar hale gelmiştir. Tekstil sanayiinde büyük ve çok ölçekli yatırımlar yapılmaktadır.
Melikgazi ilçesi sınırları içerisinde Kayseri Organize Sanayi ve İkinci Organize Sanayi Bölgeleri bulunmaktadır. Kayseri ilinin en büyük alışveriş merkezleri, dükkanlar, çok katlı çarşılar ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu açıdan çalışma saatleri içerisinde merkez nüfusu artmaktadır. Kayseri ilindeki bankaların % 90'ı, Sanayi ile Ticaret Odaları'nın merkezleri ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır.

Şehir içinde yer alan bir çok medrese, cami, köprü, çeşme, külliyesi ile Arap yarımadasının ve Orta Asya'nın bilim, sanat, tıp ve mimarlık merkezi olmuştur. Bir diğer yönden de Türk Ordusu'nun tarih içerisinde lojistik ve askeri yönden en büyük desteği sağlamıştır.
Kayseri ilinin zengin kültürel kaynaklarından Kültepe (Kaniş-Karum) Höyük merkezleri, roma mezarları, Kayseri Kalesi, Döner Kümbet, Çifte Kümbet, Sırçalı kümbet, Hunat Hatun Kümbet, Ali Cefir Kümbet, Kutlu Hatun Kümbet, Emir Ali Kümbet, Köşk Medresesi ile Güllük, Hatıroğlu, Han, Kali, Hunat, ulu, Hacıkılıç, Lalapaşa, Yanıkoğlu Camileri ilçenin en önemli tarihi eserleridir.

Erciyes Dağı'nın eteklerindeki mevcut yazlık sayfiye evleri de sosyal yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Bağ evleri olarak bilinen bu yerler akşam oturmaları ile yörenin kültürüne ayrı bir renk vermektedir.


Özvatan

Özvatan ilçesi, önceleri "Çukur Kasabası" adıyla Felahiye ilçesine bağlı iken ismi 20 Mayıs 1990'da Özvatan'a çevrilerek ilçe olmuştur.
Özvatan ilçesi Kayseri ilinin 75 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Doğuda Sarıoğlan, batıda Felahiye, güneyde Bünyan ve Merkez Kocasinan ilçeleri, kuzeyde Yozgat il sınırları ile çevrilidir.

İlçede bulunan en eski yerleşim yerlerinin Kızılırmak kenarında bulunan Harsaniz ve Zirha Kaleleri olduğu ve bunlarında Eti (Hititlere) ait olduğu bilinmektedir. O dönemlerde halkın bu bölgede madencilik ve ticaretle uğraştığı öğrenilmiştir. M.Ö. 430 yıllarında Zirha Kalesi’nin Roma topraklarına katıldığı yörede Roma medeniyetinin izleri görülmektedir. Kayseri Kültür Araştırmacılarının 1967 yılında yapmış olduğu araştırmada M.S. 300-600 yıllarına ait mezar taşlarında Türk isimlerine rastlanmıştır.

Özvatan ilçesi engebeli coğrafi yapıya sahip olup, etrafı dağlarla çevrilidir. İlçede bozkır iklimi özellikleri görülmektedir. İlçe engebeli araziye sahip olduğundan var olan su kaynaklarından sulama suyu olarak faydalanamamaktadır. İlçede bulunan en yüksek dağ Toros dağlarının devamı niteliğinde bulunan Akdağ olup, yüksekliği 2.233 metredir. İlçenin diger yerlesim yerleri ile mülki sınırlarını oluşturan Kızılırmak Nehri ilçe için her açıdan önem taşımaktadır. Ayrıca ilçe ortasından geçen Öz Deresi de mevcut su kaynaklarındandır. İlçenin yüzölçümü 206 km², rakımı ise 1350’dır. En düşük arazi oranı ise orman ve fundalık alanlardadır. İlçenin ciddi bir şekilde ağaçlandırılmaya ihtiyacı vardır.
Kayseri ilinin kuzeyinde yer alan ilçenin büyük kısmı geçimini tarımdan sağlamaktadır. İlçeye bozkır (step) iklimi hakimdir. Bunun sonucu olarak yazlar kurak ve sıcak, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçmektedir. Ortalama yağış miktarı 400 mm civarında olup düzensiz bir yağış rejimi vardır.

İlçede tarıma elverişli arazi miktarı 9.405 hektar olup, bu arazinin 6000 hektarında tahıl, 335 hektarında baklagiller, 20 hetarında sebze ve 200 hektarında baklagiller yetiştirilmektedir. 2.900 hektar alan ise nadasa bırakılmaktadır. Karasal iklim hüküm sürmesi, yem bitkileri üretiminin yapılamaması ve mera arazilerinin ıslahının yapılmamış olmasıdan dolayı ilçede hayvancılık gelişme gösterememiştir. Hayvancılıkta süt sığırcılığı ilk sırayı almaktadır. İlçede 3000'e yakın büyükbaş ve 4000'e yakın küçükbaş hayvan bulunmaktadır. İlçede arıcılık yaygınlaşmaya başlamış olup, 2.000'den fazla arı kovanı mevcuttur. İlçede kekik balı üretimi gelişmekte ve son yıllarda önemli bir gelir kaynağı olmaktadır.


Kayseri`nin güzel ilçesi: Pınarbaşı

İlçe merkezi, 1861 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Sivas iline bağlı olarak “Aziziye” adıyla kurulmuştur. İlçenin kuruluş kanun sayısı ve tarihi ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Cumhuriyetimizin ilanından sonra Şirvan Dağı’nın eteklerindeki kaynak suyundan dolayı Pınarbaşı adını almıştır.
Pınarbaşı ilçesi, ilk olarak 1861 yılında Sultan Abdülaziz zamanında Aziziye adıyla Sivas Vilayetine bağlı bir kaza merkezi olarak kurulmuştur. Bu tarihten önceki idari taksimattaki yeri hakkında tarihi kayıtlarda her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilde tarihi eserlerden birçok devlet ve uç beyliklerinin sınırları içerisinde kaldığı bu beylikler arasındaki mücadelelere sahne olduğu anlaşılmaktadır.

Anadolu Selçuklularının yayılma faaliyetlerine sahne olmuş bir yerdir. Pınarbaşı İlçesinin kuzeybatısında bulunan, Melikgazi adıyla bilinen ve Danişment Gazi oğullarından Emir Gazi ve ailesine ait olduğu tahmin edilen türbe ve mumyalardan, ilçenin bir dönem Danişment Beyliği hükümranlığında kaldığı 1178 yılından sonra bu beyliğin Sultan II. Kılıçarslan'ın baskısıyla Suriye topraklarına çekilmesinden sonra Anadolu Selçuklu Devletinin egemenliğine girdiği tahmin edilmektedir.

İlçe, 115 köy ve 28 mezradan oluşmuştur. Merkez, Pazarören ve Kaynar Belediyeleri olmak üzere 3 belediye teşkilatı ile 146 yerleşim birimi bulunmaktadır.

Köyler dışında 14 mahalleden oluşan ilçe merkezi genellikle düzlükte kurulmuştur. Pınarbaşı’nın idari sınırları 1932 yılında çizilmiş olup, 1945 yılında tescili yapılmıştır.

2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre merkez nüfusu 11.876, belde ve köylerin nüfusu 23.551 olup, toplam nüfus 35.427dir. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde 6.07, köylerde ise -44.70 olup, toplamda ise –30.10 nüfus azalması görülmektedir.

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere ilçe sürekli göç vermektedir. Bunun nedeni yeterli istihdam sahasının olmaması ve eğitimle ilgili eksiklikler göçün başlıca sebepleridir. Sanayi gelişmediğinden, ilçe genelinde işsizlik fazla olup, bu durum ilçeden dışarıya göçün en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

İlçe geçmişten bu yana önemli bir hayvancılık merkezidir. 1950’li yıllara kadar ilçe halkı at yetiştiriciliği yapmıştır. Ancak, ordunun motorize olmasıyla atçılık yerini koyun ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine bırakmıştır. Ancak iklim şartları itibariyle at yetiştirmeye oldukça uygun olan bu yörede son yıllarda tekrar safkan İngiliz yarış atları yetiştirilmeye başlanmıştır.

Son yıllarda hayvancılıkta; besicilik, koyunculuk ve süt inekçiliğine ağırlık verilmektedir. Ayrıca ilçede en önemli ekonomik varlıklardan biri de su kaynaklarıdır. İlçedeki sular özellikle alabalık yetiştiriciliği için oldukça elverişlidir.

Buğday, arpa, çavdar, pancar, nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek, patates, yonca ve korunga üretimi yapılmaktadır. Bunun yanı sıra büyükbaş hayvan, küçükbaş hayvan üretimi de önemli yer tutmaktadır. Hayvancılık genelde süt besiciliği üzerine gelişme eğilimi göstermektedir. Günlük süt üretimi 100 ton civarındadır. Ayrıca Hilmiye köyünde 1 deve kuşu çiftliği mevcuttur.

İlçedeki mevcut sanayi tesisleri; 3 un fabrikası, 1 halı fabrikası, 1 mermer fabrikası, 1 et entegre tesisi (Kapalı), 1 Kaynar Kasabası Tarım Kalkınma Vakfı’na ait süt işletme tesisi, 8 Alabalık üretme çiftliği, 3 krom madeni işletmeciliği mevcuttur. Mermer üretimi de yapılmaktadır. Karakuyu Köyünde 2000 yılında Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kurulmuştur. İlçede organize sanayi bölgesinin yer seçimi yapılmış olup, kurulma aşamasındadır.

İlçe merkezinde ve köylerindeki birçok evde halı ve kilim tezgahları mevcuttur. Buralarda özel sektör adına halı ve kilim dokunmaktadır.


Sarıoğlan

İlçenin tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, kuruluşu çok eskiye dayanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Aziziye (Pınarbaşı) ilçesine bağlı küçük bir yerleşim yeri iken, Bünyan ilçe olduktan sonra Bünyan’a bağlanmıştır.
Sarıoğlan ilçesinin batısında Özvatan doğusunda Akkışla, güneyinde Bünyan kuzeyinde ise Sivas il sınırı bulunmaktadır. İl merkezine uzaklığı 65km’dir. Sarıoğlan ilçe merkezinde rakım 1148 metredir.

İlçenin tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, kuruluşu çok eskiye dayanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Aziziye (Pınarbaşı) ilçesine bağlı küçük bir yerleşim yeri iken, Bünyan ilçe olduktan sonra Bünyan’a bağlanmıştır. Halen ilçeye bağlı Palas ve Karaözü kasabaları ise tarihi daha eski olan yerleşim yöreleridir. İlçe halkının büyük çoğunluğu bu yerleşim merkezine gelerek yerleşmişlerdir.

İlçe idari bakımdan kasaba ve köylerden oluşmuş olup , 5 kasaba ve 19 köy mevcuttur. En uzak yerleşim yerleri , ilçe merkezine 25 km uzaklıkta bulunan Kızılpınar Köyü ve Alamettin kasabasıdır.

İlçe nüfusu 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre ilçe merkezi 5.222 kişi olup, kasaba ve köyleri ile birlikte 31.828 kişidir. Sarıoğlan’da da İç Anadolu hüküm süren kara iklimi hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Ortalama yağış 350-400 mm. olup, yağışın önemli kısmı ilkbahar ve kış aylarında düşmektedir. Bitki örtüsü; Kızılırmak boyunca küçük boylu bitki türü mevcuttur. Kaymakamlık tarafından Alamettin ve Gaziler kasabaları ile Ömerhacılı köyünde büyük çaplı ağaç dikimi başlamıştır. 40 dekarlık alana Sarıoğlan Kaymakamlığı’nca 75.Yıl Cumhuriyet Hatıra Ormanı yapılmıştır.
İlçede bulunan akarsular Kesdoğan çayı ve Kızılırmak’tır. Toros Dağları’ndan çıkıp Burunören köyü sınırlarında Kızılırmak nehrine dökülen Kesdoğan çayı üzerine bentler yapılarak arazinin sulanması sağlanmıştır. İlçe topraklarını ikiye bölen ve uzunluğu 45 km.yi bulan bu çay üzerinde dört tane köprü vardır. İlkbahar ve sonbaharda yağışların fazla olduğu zamanlarda taşmaktadır. Şu anda devlet yatırımı olarak ilk sırada yer alan Sarıoğlan Barajı hem taşkınları önleyecek hem de verimli olan Sarıoğlan topraklarının %90’ını sulayacaktır.

Sarığolan ilçesi sınırları içerisinde Palas kasabasında bir Tuz Gölü bulunmaktadır. Tuz Gölü’nün 2/3’ü tuz ile kaplıdır. Diğer kısımları bataklık ve çamurdur. Gölün alanı 29.6 km2’dir. Göl önceleri tuzla olarak kullanılmış, içerisinde sağlığa zararlı olan alçı mayası bulunduğundan kapatılmıştır. 1929 yılında Haydarpaşa-Kars demiryolu ilçe içinden geçerek batı ve doğuya ulaşımını kolaylaştırmıştır. Demiryolu üzerine kurulan istasyon halkın büyük bir ihtiyacına cevap vermiştir. Sivas-Kayseri karayolu ilçenin yakınından geçmektedir. Sarıoğlan ilçesinin Kayseri’ye uzaklığı karayolundan 61 km’dir.

İlçenin merkez köy ve kasabalarında 13 adet İlköğretim Okulu bulunmaktadır. İlçe merkezi ve kasabaları dahil olmak üzere 4 adet lise bulunmaktadır. İlçe merkezi ile bütün köy kasabalardaki nüfusun çoğunluğu geçimini tarımla sağlamakta olup, ortalama mevcut nüfusun %75-80’ni ziraatle uğraşmaktadır. İlçe merkezinde konutlar genellikle tek katlı bahçeli olmakla beraber, resmi binalar dışında çok az miktarda çoğunluğu yurtdışındaki işçilerin yaptırmış olduğu betonarme binalar mevcuttur. Diğerleri yığma tipi binalardır. İlçe merkezinde Sosyal konutlar bulunmaktadır. İlçe merkezindeki toplam konut sayısı 1286’dır. Merkezde sosyal yaşantı durumu ise tipik Anadolu sosyal yaşantısını andırmaktadır.




............SİNAN ÖZTEKİN..............
 

polllat

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Ara 2008
Mesajlar
2,598
Puanları
0
Yaş
26
Konum
İstanbul
Ad Soyad
sinan öztekin
Meslek
öğrenci
Yetiştirdiğim Irk
Hünkari
Sarız

Sarız ilçesi, Kayseri ilinin doğusunda bulunmakta olup, il merkezine uzaklığı 128 km’dir. Coğrafi bakımdan İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinin kesiştiği bölümde yer almaktadır.
Sarız ilçesinin tarihi M.Ö.700'lü yıllara kadar uzanmaktadır. İlçe, Bizans ve Kilikya ve Dulkadiroğulları Beyliği hakimiyetinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğuna Yavuz Sultan Selim döneminde dahil edilmiştir.

Sarız ilçesi, Kayseri ilinin doğusunda bulunmakta olup, il merkezine uzaklığı 128 km’dir. Coğrafi bakımdan İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinin kesiştiği bölümde yer almaktadır. Sarız, Kayseri'nin Tomarza ve Pınarbaşı, Sivas'ın Gürün, Adana'nın Tufanbeyli, Kahramanmaraş'ın Afşin ve Göksun ilçeleri ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 1.410 km² olup, deniz seviyesinden 1.530 metre yüksekliktedir.

Sarız 1946 tarihinde ilçe olarak kurulmuştur. Bu tarihe kadar Sarız Kayseri'nin Pınarbaşı ilcesine bir köy olarak bağlı bulunuyordu. Sarız ilçesinin içinden geçen Sarız Çayı etrafındaki yetişen sarı çiçekler nedeniyle halk dilinde Sarıöz ismiyle söylenerek Sarız ismine dönüştüğü rivayet edilmektedir. Bu isim yörenin genel adı olup, merkezin eski adı Köyyeri’dir.

İlçe dağlar tarafından çevrilmiştir. Batısı Tahtalı Dağları, doğusu Binboğa Dağları, kuzeyi ise Soğanlı, Koçdağı ve Maşat Dağları ile çevrilidir.

Sarız ilçesinde karasal iklim koşulları hakimdir. İlçede kışları çok soğuk, yağışlı ve çetin geçmekte, yazları kurak ve serindir. 2003 yılında en yüksek hava sıcaklığı ortalama 33 °C, en düşük hava sıcaklığı -24.1 °C olmuştur. İlçenin bitki örtüsü keven, kirpi otu, yabani ayrık otundan ibaret olup, yer yer ardıç, meşe ve kısa boylu fundalık orman örtüsüyle kaplıdır. Dağlarda yoğun erozyon ve toprak derinliğinin azlığı nedeniyle fazla bitki bulunmamaktadır. Başlıca akarsuyu, Seyhan Nehri'nin bir kolu olan Sarız Çayı'dır.

Sarız ilçesinde son yıllarda okuma yazma oranı %98’e kadar çıkmıştır.

İlçe, coğrafi yapısı itibariyle geçimi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Yaygın olarak kilim ve halı dokumacılığı yapılmaktadır. İlçe merkezi ve köylerde büyükbaş hayvan, küçükbaş hayvan ile 12.000 civarında arı kolonisi mevcuttur. Ayrıca havuzlu su ürünleri yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçenin ekilebilir tarım arazisi 60.000 hektardır. Çiftçiler buğday, nohut, mercimek ve şeker pancarı ekmektedir. Tarımda modernizasyon yeterli değildir. Birkaç köyün dışında sulama kanalı yoktur.

Birkaç un değirmeni, soğuk demir atölyeleri ve oto tamir atölyeleri bulunmaktadır. İlçede herhangi bir sanayi yapısı ve iş sahası bulunmadığından ilçede işsizlik sorunu bulunmaktadır. Karapınar, Çavdar ve Kıskaçlı köylerinde kömür rezervi bulunmaktadır. Bunlardan Tekneli köyü Cesurlar mezrasındaki kömür rezervi özel sektör tarafından işletilmeye başlanılmıştır.

İlçede diğer gelir kaynakları olarak el dokuma kök boyalı Sarız kilimleri Türkiye’de ün yapmıştır. Vatandaşların kendi evlerinde kurmuş oldukları tezgahlarda kilim dokuyarak ev ekonomisine katkıda bulunmaktadırlar.


Kayseri`nin sayfiye yeri: Talas

Temiz havası, bol su kaynakları ve yemyeşil bahçeleriyle ünlü Talas ilçesi yaz aylarında Kayserililer için ideal bir sayfiye yeridir.
Talas ilçesi Kayseri’nin merkez ilçelerinden biridir. İl merkezine uzaklığı 7 km’dir. Güneyinde Tomarza ilçesi kuzeyinde Melikgazi ilçesi doğusunda Bünyan ilçesi, batısında yine Melikgazi ilçesi ve Hacılar ilçesi bulunmaktadır.

1907 öncesi Kayseri Livasına bağlı bir kasaba iken 1907’de belde teşkilatı kurulmuş ve 1911 de Kayseri’ye bağlı bir bucak olmuştur.1987’de 3392 Sayılı Kanunla İlçe olmuştur. 23.07.2004 tarih ve 25531 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu gereğince Talas ilçesi merkez ilçe olmuş ve 4 köy mahalleye dönüşmüştür. Bunlar Cebir, Akçakaya, Çatakdere ve Yazılı köyleridir. Şu anda Talas’a bağlı 12 köy bulunmaktadır.
İlçe, Erciyes Dağı’nın eteğinde yer alır. Talas Ali Dağı’nın kuzeybatısında tepelik bir alanda kurulmuştur. Daha sonra Ali Dağı’nın kuzeyinde düz alanlarına doğru hızla yayılmıştır. Bugün ise bu düz alanda modern bir kent görünümündedir ve hızla gelişmektedir. Yerin yapısını teşkil eden taşların büyük kısmı volkanik büstlerle kaplıdır. Ancak kuzey batısı Ali dağının yamaçlarından sürüklenen yamaç bozlarıyla örtülmüştür. İlçe’nin Denizden yüksekliği 1100 metredir.
Akarsu ve gölü yoktur. Aşağı Talas ortalama 1100 metre rakıma sahip bir vadi, Yukarı Talas 1191 metre rakımlı bir plato görünümündedir. İlçenin güneydoğusunda 2000 metre yüksekliğinde Ali Dağı bulunmaktadır. Ali Dağı Erciyes Dağı’nın püskürtmesi sonucu oluşan volkanik bir dağdır.
Kışları soğuk ve kar yağışlı yazları ise sıcak ve kurak geçer. Yağmur genellikle İlkbahar ve Sonbahar mevsiminde yağar. İlçe’de orman bulunmamaktadır Bitki örtüsü olarak çayır, mera ve otlaklarla kaplıdır. İlçe’nin Cebir, Çömlekçi ve Kepez Köylerinde Yaylalar bulunmaktadır.

2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre merkez nüfusu 34.879, köylerin nüfusu 20.630 olup, toplam nüfus 55.509’dur. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde 27.15, köylerde ise -7.86 olup, toplamda ise 12.67 nüfus artışı görülmektedir.
İlçe merkez nüfusunun çoğu memur, işçi ve emeklidir. Köyler ise genel ekonomik faaliyet, çiftçilik ve hayvancılık ve inşaat işçiliğidir. İlçe halkının büyük bir kısmı daha önce çiftçilikle uğraşmış ancak sulama suyunun yetersiz olması ve hızlı kentleşme sonucu tüm ekili alanların konutlarla dolması nedeniyle çiftçilik ekonomik faaliyet olmaktan çıkmıştır. İlçede küçük çaplı mobilya atölyeleri, hazır giyim üzerine kurulmuş tekstil fabrikası bulunmaktadır.
İlçe merkezinde 1 Genel Lise, 1 Anadolu Lisesi, 1 çok Programlı Lise, 1 Kız Meslek Lisesi, 1 Özel Lise, 10 ilköğretim okulu, kasaba ve köyler 19 ilköğretim okulu, İlçe merkezinde 5, köylerde 4 tane anasınıfı bulunmaktadır. İlçe okullarında öğrenim gören 12126 öğrenci ve 468 kadrolu öğretmen görev yapmaktadır.



Tomarza

Tomarza adına ilk defa “Jennigs” adlı batılı bir yazarın “16. yüzyılda Erciyes Dağı” adlı eserinde rastlanmaktadır. Malazgirt Zaferinden sonra bölgeye Uygur Türkleri ile İran’dan gelen Avşar Türkleri yerleşmiştir. İlçedeki muhacir Türk nüfusu özellikle “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı - Rus savaşı sırasında Rus işgalinden kaçarak Tomarza ve çevre köylere yerleşmiştir.
Tomarza, 1864 yılında Kayseri sancağının Develi İlçesine bağlı bir nahiyesi iken, 1953 yılında çıkarılan kanunla, Develi İlçesinden ayrılarak müstakil ilçe olmuştur. Kuzeyinde Talas ve Bünyan ilçeleri güneyinde Adana’nın Tufanbeyli ilçesi, batısında Develi ve doğusunda Sarız ve Pınarbaşı ilçeleri ile çevrilidir. Kayseri’ye uzaklığı 55 km’dir.

İlçenin toplam yüzölçümü 1485 km2 ve rakımı 1390 m’dir. İlçe’de kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak özelliklere sahip karasal iklim hüküm sürer. Kış aylarında yağışlar yağmur ve kar şeklinde olur. Bitki örtüsü olarak Güneydeki Toros Dağları’nın eteklerinde 20.000 dekar orman, 20.000 dekar fundalık bulunmakta olup, diğer kısımlar kıraç arazi yapısına sahiptir. Toprak erozyonu çok fazladır.
İlçenin üç ovası vardır. Bunlar, Göstere ovası, Mandal ovası ve Çukuryavşan ovalarıdır. İlçenin en önemli akarsuyu ilçe sınırları içerisinden geçen Zamantı Irmağı'dır. Kuruçay ve Şehriyel suyu da ilçenin diğer akarsularıdır. İlçenin güney bölümü Toroslar’a dayandığından kuzeyine göre coğrafi olarak farklıdır. İlçe sınırları içerisinde , Aygörmez Dağı (2072 m), Sövengen Dağı (1953 m) ile İlçe’nin güney ve güneydoğusunda ise Torosların Tahtalı kolunu oluşturan sıradağlar vardır.

Merkez belediyesi, Dadaloğlu ve Emiruşağı kasabaları ile 3 belediye, 44 köy ile toplam 47 idari birimden oluşmaktadır. 2000 yılı sayımına göre ilçe merkezi nüfusu 10.963 olup, köyleri ile birlikte toplam nüfusu 35.808’dir. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde -3.35, köylerde ise -10.68 olup, toplamda ise –8.50 nüfus azalması görülmektedir. Kırsal kesimden sanayinin olduğu yerlere olduğu göçün hissedildiği ilçelerden biridir.
İlçede tamamıyla tarıma dayalı bir ekonomi olup, halkın büyük çoğunluğu hayvancılık, çiftçilik, serbest işçilik ve halı dokumacılığı ile geçimini sağlamaktadır. Su kaynaklarının azlığından dolayı kuru tarım yapılmaktadır.

Tomarza, I. Dünya Savaşı sırasında Kuvay-i Milliye kuvvetlerine ev sahipliği yapmıştır. Özellikler Pusatlı köyü ve çevresi, Kuvay-i Milliye'ye cephanelik ambarı olmuştur. Köyün adı da buradan gelmektedir. Pusat silah ve cephane anlamındadır. Fransızlar, güneyden Anadolu'yu işgale başlamışlar ve Adana'nın tamamını işgal etmişler ve oradan Kayseri il sınırına kadar gelmişlerdir. Sonraları, Kayseri'nin tek işgal edilmiş toprağı olan Bakırdağı beldesine kadar gelmişler ve bunu haber alan Kuvay-i Milliye birlikleri Pusatlı ve çevresine cephane yerleştirmişlerdir.



11. asırdan beri Türk yurdu: Yahyalı

İlçe, Orta Asya'dan Anadolu’ya gelen Türkler tarafından kurulmuştur. İlşk göç edenlerin önderliğini Seydi Ali ve Yahya Ali (Yahya Gazi) yapmışlardır. Seydi Ali’ye ait türbe Devlet Hastanesi bahçesinde, Yahya Gazi’ye ait türbe ise Ulu Camii önünde bulunmaktadır. Türbedeki kitabede geçen 1040 tarihi ilçenin en eski tarihi bilgisini vermektedir.
Yahyalı ilçesi, Erciyes Dağı'nın güney yönünde kalan Sultan Sazlığı'nı kuşatan düzlüklerin ve Sakız Dağı'nın doğuya bakan yamaçlarında bir vadi içinde kurulmuştur. İlçe, Kayseri ilinin güneyinde kurulmuş olup, kuzeyinde Develi, kuzeybatısında Yeşilhisar, güneyinde Adana'nın Aladağ, güneydoğusunda Adana’nın Feke, batısında Niğde’nin Çamardı ilçeleri ile çevrilidir.
1913 yılında Belediye teşkilatına kavuşan İlçe, o yıllarda Niğde’ye bağlı bir kasaba iken, Cumhuriyet döneminde Develi ilçesine bağlı bir nahiye durumuna gelmiş, 1954 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.
Yahyalı, Kayseri iline 107 km uzaklıkta olup; 12 mahalle, 28 köy ve 3 mezrası bulunmaktadır. İlçenin merkez alanı 1.604 km², denizden yüksekliği 1.210 m’dir.

İlçe sınırları içerisinden geçen Zamantı ırmağı, Kapuzbaşı şelaleleri, Derebağ şelalesi ve ilçenin içerisinden akmakta olan Karaçay başlıca akarsulardır.
İlçede karasal iklim hüküm sürmekle birlikte, özellikle güneyinde rakımı düşük ormanlık bölgede Akdeniz iklimi hüküm sürer. İlçe'de yazları 30°C'yi bulan sıcaklık, kışları ise -20°C'lere kadar düşebilmektedir.

Yıllık maksimum yağış ortalaması 500 mm’dir. Ovalık alanda bol miktarda elma bahçesi bulunmakta, ilçenin güney kısımları dağlık olmakla birlikte Adana sınırlarına yakın olan güneydoğusunda 11.674 hektar verimli 33.034 hektar bozuk olmak üzere 44.709 hektar ormanlık alan mevcuttur. Mera vasıflı arazi miktarı 558,4 hektardır.
2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre merkez nüfusu 22.665, köylerin nüfusu 20.538 olup, toplam nüfus 43.203’tür. Yıllık nüfus artış hızı şehir merkezinde binde 10.52, köylerde ise -14.09 olup, toplamda ise -1.93 nüfus azalması görülmektedir.

İlçe doğal kaynaklar bakımından ülkemizin ender olan ilçelerinden biridir. Demir cevheri, altın karışımı, kurşun, gümüş karışımı çinko ve krom bakımından zengin ocaklara sahiptir. Mevcut yıllık üretim miktarı 2-2,5 milyon ton civarındadır. İlçenin görünür rezerv miktarı 20 milyon ton demir, 2 milyon ton çinko ve çinko karışımı kurşun rezervinin yanı sıra henüz rezerv miktarı tespit edilememiş zengin krom yataklarının bulunduğu bilinmektedir.
İlçede halıcılık en eski faaliyet olarak devam etmektedir. Ayrıca elmacılık, hayvancılık ve madenciliğe bağlı nakliyecilik başlıca ekonomik faaliyetleri teşkil etmektedir. Maden nakliyesi lokomotif sektör olarak gelişmiştir.

Aşırlık Kalesinde 1986'da tesadüfen çıkartılan İskender Lahiti Kayseri Müzesinde olup, Helenistik döneme (M.Ö. 330-30) aittir.

Yeşilhisar

Develi Karahisar adıyla anılırken isim benzerliği olan yerlerle karıştığı için 1945 yılında Yeşilhisar olarak değiştirilmiştir.
Yeşilhisar ilçesi deniz seviyesinden 1.100 metre yükseklikte olup, 986 km²’lik bir alanı kapsamaktadır. İlçe geniş Karahisar Ovasının batı ucunda, Karadağ’ın doğuya uzanan etekleri üzerinde kurulmuştur. İl merkezine uzaklığı 65 km’dir. İlçenin doğusunda Develi ilçesi, batısında Ürgüp İlçesi, Kuzeyinde İncesu ilçesi ve güneyinde de Yahyalı ilçesi ile Niğde ili Çamardı ilçesi ile vardır.

Yeşilhisar’in kuruluşu kesin olarak bilinmemekle beraber, tarihlerin kaydedebildiği zamanlarda Hititlerle ait olduğu bilinmektedir. Hititlerden sonra Perslerin, M.Ö. 350 yıllarında da İskender'in emrine geçmiştir. Pers Komutanı Orgüs Oktav, Komutan ve ünlü hatip Çiçeron'u Kapadokya meselesini halletmek üzere buraya göndermiştir. Böylece M.Ö. 317 yılında bu bölge Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine geçmiştir. Kapadokya bölgesinin sekiz büyük şehri içinde adı geçen Kbistra veya Siyiera, bugünkü Yeşilhisar’dır.

M.Ö. 256 yılında İranlılar’ın, sonra tekrar Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyetine giren Yeşilhisar M.S. 20 yılında Romalılar'ın eline geçmiştir. Adı Kuvistra olarak değiştirildikten sonra 313 yılında ilan edilen Milano Fermanı'na kadar, Roma döneminde büyük acılar çekmiştir. Kuvistra, 672 yılında Battal Gazi'nin fethi ile ilk defa Müslümanların eline geçmiştir.

İmparatorun Hristiyanlığı kabulü ile Yeşilhisar, Ürgüp'ün Göreme'siyle birlikte önemli bir dini merkez haline gelmiştir.
Daha önceleri Develi Karahisar adıyla anılırken isim benzerliği olan yerlerle karıştığı için 1945 yılında Yeşilhisar olarak değiştirilmiştir. 1945 yılında yapılan müracaatla Kayseri’ye bağlanan Yeşilhisar, 11.06.1947 tarih ve 5.071 sayılı kanun ile ilçe olmuştur.

İlçe ekonomisi tarım ağırlıklıdır. 500.000 dekar ekilen arazinin %60’ında sulu tarım yapılmaktadır. Sulu bölgelerde basta elma, kayısı ve diğer meyveler yetişmektedir. Endüstriyel bitkilerden seker pancarı ve patates basta gelmektedir.

İlçenin nüfusu 2000 yılı sayımlarına göre; merkezde 14.099, köylerde 11.114 olmak üzere
toplam 25.243 kişidir.




............SİNAN ÖZTEKİN............
 
Üst